Menu TR

S360Mag

29 January

Güven

İş dünyası piyasalarda artan fiyat dalgalanmalari, istikrarsızlık ve belirsizliği yeni bir iş anlayışı olarak algılayıp bu yönde adapte oluyor. Sınırları sürekli genişleyen ekonomik tehditler ve kurumların tehlike altındaki itibarı, üstün rekabet yeteneğine sahip ve sürekli büyümek isteyen güçlü şirketleri bile zorlamakta. Operasyonel verimliliği arttırmak ve yeni piyasalara genişlemek her şirketin ufkunda görünen hedeflerden sadece bazıları. Yeni iş disiplinlerine adapte olabilen şirketlerin sadece hayatta kalmayı değil, bir adım öne geçerek sürdürülebilir büyümeyi de başaracağı bir gerçek.

Küresel finansal krizin sebeplerini aradığımızda aslında tüm oklar tek bir eksiği gösteriyor: “Güven”. Güven eksikliği, güvensizlik, güven duymamak belirsizliği arttırıyor ve haliyle ekonomide önceden tahmin edilmesi pek de mümkün olmayan hızlı değişimlere  sebep oluyor. Bu hızlı ve sürekli değişen belirsizlik ortamının kronikleşmesi ise küresel ekonomiyi sarsan krizleri yaratıyor. Şirketlerin hamuruna “güven” unsurunu yedirmek, bir değer biçimi olarak güveni günlük pratik uygulamalara dönüştürmek iç ve dış paydaşların nezdinde geçmişte yaşanan olumsuzlukları tekrar yaşamamak adına bir mecburiyet. Fakat güven süreklilik isteyen bir histir ve pratik uygulamalar ile güveni tesis etmek güçlü bir kurumsal nefes ister. Bu hedef doğrultusunda şirketlerin rahatlıkla cevaplaması gereken bazı sorular var.

İş akışımızın aksamaya uğramadan devam edebilmesi için en doğru bilgiye sahip miyiz? İhtiyaç duyduğumuz anda istediğimiz bilgiye erişebiliyor muyuz?
Doğru bir yönetişim komitesi düzenine ve gerçekçi rol dağılımlarına sahip miyiz?
Karar verme süreçlerinde, riskleri yönetmek ve şeffaflığı arttırmak için  başarılı yönetim süreçlerine sahip miyiz? 
Bu araçlar tüm yönetim birimlerince erişilebilir mi? Tüm yönetim birimlerince atlanmadan ve aksatılmadan kullanılmakta mı?
Paydaşlarımız, şirketimiz ve sektörümüz hakkında neler bilmek istiyor? Geçmişte neler bilmek istiyorlardı? Onlara bu hususta neler sunabiliyoruz?
Güven ve itibar risk alanlarımızı biliyor muyuz?
Şeffaflık, güven yaratmanın, paydaşların ve dış piyasaların bizi anlamasını, algılamasını ve hissetmesi için  temel bir kurumsal değerdir. Fakat pratik uygulamalarda sadece açık iletişim yapmak yetmez, paydaşlarla gerçekçi bir diyalog yaratmak gerekir. Hem güven, onu kazanmayı başardığımızda, beraberinde yeni fırsatları da beraberinde getirecektir. Günün sonunda, sektörün, müşterilerin, tedarikçilerin, toplumun/vatandaşın, düzenleyici kurumların kısaca piyasanın en güvenilir şirketi olmayı kim istemez? Gelin görün ki sadece istemek maalesef yeterli değil. Sağlam temeller üzerine kurulu stratejik bir yaklaşıma sahip değilseniz büyük bir eksik ile karşı karşıyasınız diyebiliriz. Bu konuda yardıma ihtiyacınız olursa lütfen bizlere yazın. :)

Emre Salkım

SHARE: