Menu TR

S360Mag

17 September

Pandemi, yoksulluk ve adalet tartışmalarını derinleştiriyor

Bu haberi 5 dakikada okuyabilirsiniz.

İşsizliğin arttığı, işletmelerin dayanamadığı ve yoksulluğun dünya genelinde arttığı bu günlerde ekonomik sistemi bir bütün olarak inceleyip zayıf yönlerini ortaya koymak gerekiyor. Nobel ödüllü ekonomist Edmund Phelps’in yazısına göre, insanların hâlihazırdaki dünya düzeninde iş sahibi olsalar bile hayatlarından tatmin olmama düzeyi çok yüksek. Bu bulgu hem manevi, yani duygusal ve mental tatmini hem de maddi yani ekonomik tatmini kapsıyor.
 
Phelps, bu tatminsizliğin genellikle eşitsizlikle ilişkilendirilmesine rağmen problemin adaletsizlik çerçevesinden incelenmesi gerektiğini savunuyor. Ona göre eşitsizlik, düşük ücretli insanların hayatını idame ettirememesini açıklamak için yeterli bir kavram değil, çünkü eşitsiz bir dünyada asgari ihtiyaçların sağlandığı ve insanların anlamlı gelen işlerden de tatmin olarak hayatlarını devam ettirebilecekleri bir düzen kurulabilir. Adaletsizlik ise yoksulluğu büyüten ve mutsuzluğu arttıran şey.
 
Bu sebeple, hükümetlere bir yandan işsizlikle bir yandan da bu adaletsizlik problemiyle başa çıkma görevi düşüyor. Bu noktada ekonomistlerce kabul gören mali yardım ve düzenleyici mali politikaların ekonomik büyümeyi etkileyeceği ve inovasyon teşvikini azaltacağı görüşü, bu konuda atılacak kamusal adımlara olumsuz bir görünüm kazandırıyor. Mali politikaların arttırıldığı ve büyümede azalma yaşanan dönemlerin rastlaşması da bu savları güçlendiriyor. Makalede 1970’lerde Birleşik Devletler’de uygulamaya geçirilen “Refah Toplumu” (Great Society) politikası kapsamında arttırılan vergiler ve sonrasındaki yavaşlayan büyüme örnek gösteriliyor. Ancak Phelps’e göre bu iki değişken arasında nedensellik ilişkisini kanıtlayan bir ekonometrik çalışma yok. Ünlü akademisyenin akademik çalışmalarla desteklediği tezine göre, toplumda o dönemde birçok kesimin yeni ticari ürün ve metot üzerine çalışıp sonuç alamaması büyümenin yavaşlamasının ve verimliliğin azalmasının asıl sebebi.
 
Temel ekonomi tartışmaları devam ederken, küresel düzeyde artan yoksulluk meselesi günümüzde giderek daha büyük boyutlara ulaşıyor. 2020 yılında dünya GSYİH toplamının %5,2 oranında azalması ve iki yılın sonunda 8,5 milyar dolarlık bir ekonomik daralma yaşanması bekleniyor. 34 milyon insanın daha aşırı yoksullukla karşı karşıya kalacağı 2020’de, yalnızca 4 ayda 400 milyon kişinin tam zamanlı işini kaybetmesine denk gelecek miktarda bir iş kaybı yaşandı ve dönemin koşullarının yarattığı psikolojik hasar ciddi boyutlarda. Artan yoksulluğun ve belirsizliğin getirdiği endişe hali en çok da gençler üzerinde belirgin. Oxford Üniversitesi tarafından gençlerle ilgili yürütülen bir akademik çalışmada pandemi ve yoksulluğun kesişiminin getirdiği farklı problemler ve bunların sonucunda gençlerin önlerini neden göremediği gözler önüne seriliyor.
 
Bu araştırma kapsamında Etiyopya, Hindistan, Peru ve Vietnam’da 19 ila 25 yaş arasındaki 10.000’e yakın gençle Haziran ve Temmuz ayları arasında görüşüldü. Gençlere, sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliğinden gıdaya güvencesine, iş ve gelir kayıplarından uzaktan çalışma ve uzaktan eğitime erişimlerine kadar birçok konuda sahip oldukları koşullar soruldu. Çıkan sonuçlar, her ne kadar konudan konuya ülkeler arasında farklılıklar olsa da pandemi sürecinde devletlerin kamu hizmetlerini yönetmede problem yaşadığını küresel düzeyde gösteriyor.
 
Çalışmanın ilk bulgusu, toplumların uygulanan karantinalar ve kurallar farklılaştığı için pandemiyi ne derece hissettiklerinin değiştiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre krizin sağlık faturası Peru ve Hindistan’da Vietnam ve Etiyopya’ya göre daha kabarık.
 
Pandeminin gıda güvencesine olan etkisinde ise Vietnam diğerlerinden açık ara daha dayanıklı bir duruş sergiledi. Peru, Hindistan ve Etiyopya’da her altı aileden birinde gıdaya erişimde sorun ortaya çıkarken, Vietnam’da oran %4’ün altında. Bu noktada hükümetler, gıda ya da maske gibi ürünlerin vatandaşlara destek olarak dağıtılması noktasında da ayrıştılar. Hindistan’da halkın %90’ından fazlası bir şekilde hükümetten ürün desteği alırken Peru’da halkın yarısı desteğe erişebildi, Etiyopya’da ise oran %6’da kaldı. Yine de verilen desteğin gıdaya erişimde problem çeken yoksul kesimlere ulaşması noktasında 4 ülkenin de başarılı olduğu söyleniyor.
 
Peki ya toplumda gıda güvencesinin azalmasının asıl sebebi ne? İşsizlik ve gelir kaybının arttırdığı yoksulluk. Bu noktada çalışma kapsamında görüştükleri 10.000 kişiye pandemiden ekonomik olarak nasıl etkilendiklerini soruldu; Peru ve Hindistan’da %70, Vietnam’da %60 ve Etiyopya’da %40 iş kaybı ve gelir azalması yaşandığı sonucuna varıldı. Kentsel alanlarda gelirini veya işini kaybedenlerin oranı kırsal alanlara göre daha yüksek olduğu ortaya konuldu. Uzaktan çalışma, sadece kentsel alanlarda yaşayan, 25 yaşındaki az sayıda çalışan için mümkün olabildi. Hindistan'da, ankete katılanların %28'i salgın sırasında evden çalışabildiklerini söyledi ve oranlar Vietnam'da %20'ye, Etiyopya'da %18'e ve Peru'da %17'ye düştü.
 
Gençler için bu süreçte en kritik meselelerden biri de eğitime erişim. Dört ülkede de eğitime erişim salgının çok erken dönemlerinde okullar ve üniversiteler kapandığında ana sorunlardan biri haline geldi. Vietnam'da, 19 yaş grubunun neredeyse %90'ı uzaktan öğrenmeye erişti, bu oran Peru'da %70 ve Hindistan'da %38' seviyesinde. Etiyopya'da ise öğrencilerin yalnızca %28’i uzaktan öğrenmeye devam edebildi ve ebeveynlerinin eğitimi yoksa bu oran %14'e düştü. Uzaktan eğitime kadınların erkeklerden biraz da olsa fazla erişebilmesi ve ebeveynlerin eğitimli olmasının eğitimi bu süreçte sürdürmede şansları ikiye katlıyor olması ise çarpıcı noktalar.
 
Sürecin getirdiği sıkıntılara toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden bakıldığında yeni bulgular ortaya çıktı: 19 yaşındaki kadınlar, eğitimlerine erkeklerden daha fazla çevrimiçi olarak devam edebilmelerine rağmen, bakım sorumluluklarında büyük eşitsizlikler oluştu. Peru dışındaki tüm ülkelerde, genç kadınların sayısının erkeklere göre iki katından fazlası, süreçte ekstra bakım sorumlulukları üstlenmek zorunda kaldı. Eşitsizlik özellikle Hindistan ve Etiyopya'da çarpıcı.
 
Anketten çıkarılan ve burada ifade edilen tüm bulgular, hayatlarını yeni kurmaya başlamış genç insanların ne kadar zor durumda olduğunu ve yaşadıkları endişe halini gözler önüne serdi. Stres seviyesi özellikle de Hindistan’da çok yüksek: Yanıt verenlerin %90'ından fazlası “Mevcut koşulları düşündüğümde gergin hissediyorum” ifadesine şiddetle katıldıklarını belirti. Vietnam ve Etiyopya'daki gençlerin %65’i bu ifadeye katıldı. Peru, krizden nispeten daha kötü etkilenmesine rağmen en düşük kaygı düzeyine sahipti ve katılımcıların %50'den biraz azı gergin hissettiğini açıkladı.
 
Ekonomik sistemin sürdürülebilirliğini ve hükümetlere düşen rolleri sorguladığımız bu pandemi günlerinde, krizlerin atlatılması için iyi planlamalar yapmaya ve sorunların küresel olduğunu kabul edip adımları beraber atmaya ihtiyaç var. Bu noktada gençlerin problemlerini dinlemek de yeni neslin travmatize olmaması ve pandemiyi geride bırakabilmeleri için kritik.
 
 
 

SHARE: