Menu

17 June

Şirketler LGBTİ+ hak savunuculuğu iddialarında ne kadar samimiler?

Her yıl haziran ayı dünya genelinde LGBTi+ hakları için dönüm noktası olan Stonewall ayaklanmasının yıldönümünden hareketle Onur Ayı olarak kutlanıyor. Haziran ayının gelmesiyle birlikte birçok şirket desteklerini gökkuşağı logoları ve Onur Ayı temasına özel çıkardıkları ürünlerle göstermeye çalışıyor. Fakat LGBTi+’ların iş yerinde ayrımcılığa uğradığını gösteren pek çok araştırmaya göre çoğu şirket kapsayıcılık adına gökkuşaklı logo veya ambalaj kullanımından öteye gidemiyor.
 
“Gökkuşağı badana” (Rainbow-Washing) hükümetlerin veya şirketlerin olumsuz eylem ve davranışlarının üstünü örtmek için LGBTİ+’lara destek veriyormuş gibi görünmesi olarak tanımlanabilir. Şirketlerin her haziran ayında performatif olarak tanımlayabileceğimiz destekleri, gökkuşağına boyanan logolar, Onur Ayı’na özel piyasaya sunulan ürünler bu “badana”nın birer örnekleri olabilir. Bazı çok uluslu firmalar Onur Ayı kapsamında sosyal medya hesaplarının logolarını gökkuşağı bayraklı hale çevirirken Orta Doğu ülkelerine yönelik hesaplarında böyle bir değişikliğe gitmedi. LGBTİ+ haklarını evrensel değil de yerel bir hakmış gibi değerlendiren bu yaklaşım çoğu firmayı eleştirilerin odağı haline getirdi.
 
Gökkuşağı badana, hükümetlerin eylemlerini tanımlamak için de kullanılabilir. Örneği İsrail hükümeti, İsrail'in eşcinsel hakları konusundaki nispeten ilerici duruşunu insan hakları ve uluslararası hukuk alanında yaptıkları ağır ihlalleri örtmek için bir araç olarak kullanıyor. Gökkuşağı badanası, İsrail'in nispeten eşcinsel dostu yasalarıyla desteklenen demokratik, liberal ve eşcinsel dostu bir imajını tasvir ediyor. Fakat İsrail'in bu yaklaşımı Arap ve Filistinli'lerin geri kalmış, homofobik ve barbar insanlar olduğuna yönelik ırkçı bir algı oluşturmak için kullanıldığından sorunlu görülüyor.
 
Gökkuşağı badana, LGBTİ+ ayrımcılığın kendini gösterdiği en önemli sorunlardan biri olan gelir eşitsizliğinin göz ardı edilmesine sebep olabiliyor. Gelir adaletsizliği sorunu kadınlar ve erkekler, beyazlar ve siyahlar arasında olduğu gibi heteroseksüeller ve LGBTi+’lar arasında da oldukça ciddi ölçüde yaşanıyor. Yapılan bir araştırmaya göre LGBTi+ çalışanlar gelir adaletsizliğinden iki farklı şekilde etkileniyor. Araştırma, heteroseksüel hemcinslerine kıyasla eşcinsel erkeklerin %11 daha az kazandığını belirtirken lezbiyen kadınlar %9 daha çok kazanıyor. Başka bir araştırmaya göre oluşan bu farkın nedeni eşcinsel erkeklerin hetero erkeklerin domine ettiği ve genelde daha yüksek gelir getiren işlerden kaçınması, lezbiyen kadınların da  hetero kadınların daha sık istihdam edildiği düşük gelirli işlerden kaçınması.
 
LGBTi+’ların farklı meslek dallarına yönelmesinin bir sebebi farklı eğitim geçmişine sahip olmaları olabilir. Örneğin ABD’de LGBTi+ öğrencilerin üniversiteye gitme oranları daha düşük. Ayrıca STEM alanında eğitim alanların oranı da %12 daha az.
 
Eğitim ve meslek tercihlerinde görülen bu farklılıklarda ayrımcılığın payının ne olduğuna dikkat etmek çok önemli. LGBTi+’ların sadece önyargı yüzünden istedikleri eğitimi alamaması veya iş yaşamında ayrımcılığa maruz kalmaları, hak ettikleri ücreti alamamaları bireyleri etkileyeceği gibi ülke ekonomisine de zarar vermekte.
 
Yapılan son araştırmalar bu tercihlerde ayrımcılığın kilit rol oynadığını gösteriyor. Avustralya’da yapılan bir araştırma LGBTi+ çalışanların daha az ayrımcılığa uğrayacaklarını düşündükleri işleri tercih ettikleri ve meslek seçiminde çoğunlukla hetero erkeklerin istihdam edildiği alanlardan kaçındıklarını gösteriyor. ABD'de yapılan bir diğer bir araştırma deneyinde ise katılımcılardan bazı CV'leri değerlendirmeleri istendi. Özgeçmişlerin bir kısmı LGBTİ+ faaliyetlerine atıfta bulunurken, bir kısmı bulunmamaktaydı ve sonuçta erkek katılımcıların LGBTİ+ etkinliği içeren özgeçmişleri elediği belirlendi. Stonewall tarafından yapılan bir diğer araştırma ise LGBTİ+ çalışanların iş ortamında yaşadıkları ayrımcılığı ortaya çıkardı. Araştırmaya göre 2017 yılında ABD’de çalışan LGBTi+ çalışanların %18’i son 12 ayda iş arkadaşlarının olumsuz yorumlarının veya davranışlarının hedefi olduğunu belirtti.
 
Eşcinsellere karşı ayrımcılık küresel bir sorun. Franklin & Marshall Küresel Eşcinsel Hakları Barometresi, 2018'de LGBTİ+ kişilere sağlanan yasal ve sosyal korumalar konusunda ülkelerin %62'sine başarısız not verdi. Ülkeler arasındaki fark ise geniş. Finlandiya barometrede 100 üzerinden 96 puan alırken, Rusya sadece 19 puan aldı.
 
Çeşitlilik, kapsayıcılık ve LGBTİ+ katılımının önemli destekçilerinden olan küresel şirketler koalisyonu Open For Business hazırladığı rapor, bu ayrımcılığın ülkeler için potansiyel ekonomik sonuçlarından bahsediyor. Rapora göre LGBTİ+ ayrımcılığı Macaristan ekonomisine her yıl GSYİH'nın %0,1 ila %0,2'si veya yaklaşık 200 milyon sterline mal olurken bu oran Romanya’da GSYİH'nın %0,6 ila %1,7'si arasında değişiyor ve 3 milyar sterline kadar çıkıyor.
Bu ayrımcılıkların beyin göçü, kişilerin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve yabancı yatırımcıların ülkenin bu tutumuna tepkisi gibi ek, dolaylı ekonomik maliyetleri de olabilir.
 
Araştırmalar aynı zamanda toplumda birtakım önyargılar mevcut olsa da, LGBTİ+ hakları geliştikçe tutumların değişeceğini gösteriyor. Yakın zamanlı araştırmalara göre Avrupa genelinde eşcinsel ilişkileri tanıyan yasalar yürürlüğe girdikten sonra LGBTİ+ kişilere yönelik tutumlar da daha olumlu hale geldi.
 
Toplumdaki bu önyargıları kırmak mümkünken potansiyel ekonomik faydalar da göz önüne alındığında, şirketlerin ve devletlerin senenin sadece belirli birkaç haftasında kapsayıcılığı ve LGBTİ+ haklarını savunmanın ötesine geçmeleri gerekiyor. Daha da önemlisi, şirketlerin bu konuya bir pazarlama stratejisi olarak bakmaktan vazgeçip tüm LGBTİ+ topluluğunun gerçekten desteklendiği ve tanındığı bir dünyaya doğru ilerlemesi gerekiyor. Onur Ayı’nın direnişten kaynaklandığını ve yılda bir kez para kazanabilecek bir parti olmadığının anlaşılması dileğiyle.

SHARE: