Menu

12 November

COP26: 2030 yılına kadar küresel orman kaybını tersine çevirme hedefi ulaşılabilir mi?

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

İngiltere’nin Glasgow kentinde gerçekleşen Birleşmiş Milletler 26. Taraflar Konferansı'na katılan yüzden fazla dünya lideri, 2030 yılına kadar küresel orman kaybını durdurma ve bu kaybı tersine çevirme taahhüdünde bulundu. Dünya ormanlarının %85'ini barındıran ülkelerin imzaladığı anlaşmaya göre, koruma çalışmaları için 19,2 milyar dolar kamu ve özel fon desteği sağlanacak. Ek olarak, 28 ülke palm yağı, kakao ve soya gibi küresel olarak önemli malların ticaretinin ormansızlaşmaya katkıda bulunmamasına da dikkat edecek.
 
Ormanlar atmosferdeki karbonu emdiğinden ve ormansızlaşma sonucunda bu karbon atmosfere salındığından iklim değişikliğiyle mücadelede ormansızlaşmanın önüne geçilmesi gerekiyor. Ormanlar son yirmi yılda her yıl küresel salımların neredeyse %20’sine denk olan 7,6 milyar ton CO² eşdeğerini ortadan kaldırdı. Ancak dünyanın dört bir yanındaki ormanlar, saldıklarından daha fazlasını emen net karbon yutağı olmaktan karbon kaynağı olmaya doğru ilerliyor. Örneğin; Brezilya Amazon'unun bazı bölgelerinde devam eden arazi temizliği oradaki ormanların zaten emdiklerinden daha fazla karbon salmalarına neden oluyor. Artan küresel sıcaklıklar nedeniyle sıklaşan orman yangınları ormanlardan kaynaklanan salımları ve küresel sıcaklıkları daha da arttırıyor.
 
Küresel ısınmayı 1,5°C, hatta 2°C'nin altında tutma hedefi hızla ulaşılamaz hale gelirken kalan ormanların korunması daha da önemli hale geldi. Bu kritik durum liderlerin Glasgow’da verdikleri orman ve arazi kullanımı konusundaki beyanlarının yeterli olup olmadığı sorusunu doğuruyor.  
 
Orman kaybını durdurmak için geçmiş yıllarda da pek çok taahhütte bulunulmuştu. 2005 yılında, BM Ormanlar Forumu 2015 yılına kadar dünya çapındaki orman örtüsü kaybını tersine çevirme taahhüdünde bulundu. 2008'de 67 ülke, 2020 yılına kadar sıfır net ormansızlaşmaya ulaşma sözü verdi. 2014 yılında ise New York Anlaşması’yla 200 ülkenin sivil toplum grupları ve yerli halk örgütleri, 2020 yılına kadar ormansızlaşmayı yarıya indirme ve 2030 yılına kadar da tamamen bitirme hedefi belirlemişti. Fakat bu taahhütler yerine getirilemedi. New York anlaşmasından bu yana ortalama olarak orman kayıpları %41 oranında arttı. 2014 bildirgesini imzalamayan Brezilya, Rusya ve Çin’in ise bu sefer imzacı olduğu gözüküyor. Bu olumlu bir gelişme ancak daha önceki taahhütlerin gerçeklememiş olması umutları azaltıyor.
 
Orman kaybının nedenleri bölgeden bölgeye değişmekle birlikte, sorun ormansızlaşmadan yararlananlar ile ormanları bozulmadan korumaya çalışanlar arasında bir çatışma düzeyine indirgeniyor. Ormanları korumak, iklimi stabilize ederek aslında herkese fayda sağlıyor. Fakat ağaç kesimi veya tarım için bir orman parçasının temizlenmesi, bu faaliyetlerle ilgili insanlara çok daha doğrudan ve somut bir şekilde fayda sağladığından ormanların korunmasının sağlanması zorlaşıyor. Nihayetinde, ormanları bozulmadan tutmak için onları koruma çabalarının yeterli finansal desteği görmesi gerekiyor. Eleştirilere ve uygulamadaki sorunlara rağmen, tropikal ülkelere ormanları koruma faaliyetleri için finansal destek sunan BM mekanizması REDD+'nın (Ormansızlaşma ve Bozulmadan Kaynaklanan Salımların Azaltılması) temel amacı bu desteği sağlamak.
 
Madagaskar'ın Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Dr. Baomiavotse Vahinala Raharinirina Glasgow’daki zirveden hemen önce alternatif geçim kaynağı eksikliği, yerel toplulukların genellikle ormanları sömürmek isteyenleri engelleme gücünden yoksun olması ve sürdürülebilir orman yönetimi için daha fazla desteğe ihtiyaç olması gibi nedenlerden dolayı daha etkili bir orman koruması yapılamadığını aktarıyor. Raharinirina ayrıca, Madagaskar iklim değişikliğine nispeten az katkıda bulunsa da halkının iklim değişikliğinin sonuçlarından oldukça etkilendiğinden bahsediyor. İklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık nedeniyle ülkenin güneyinde bir milyon insan gıda yardımına ihtiyaç duyuyor. Ormanları koruyarak ve restore ederek salımları azaltmak için Glasgow Liderler Bildirgesi'ni de imzaladıklarını söyleyen bakan, bu durumun daha fazla kaynak ve uluslararası toplumun desteği olmadan tersine çevrilemeyeceğini söylüyor.  
 
Raharinirina, COP26'da orman tahribatına verilen önemden memnun olduğunu belirtti. Programın ilk etkinliğinde, orman topluluklarını ve yerli halkı bir araya getirerek, son on yılda ormanların korunması stratejilerinin tartışıldığını aktardı. Guatemalalı yerli bir lider olan Dolores de Jesus Cabnal Coc ise sürecin yavaş olacağını ama 2015’te Paris’teki COP21’den beri daha kapsayıcı adımların atılmasını sağlayacak bir platformun olduğuna dikkat çekti.
 
Dünya liderleri arasında, ormanları korumanın kaçınılmaz olarak iklime, biyolojik çeşitliliğe ve yerel geçim kaynaklarına fayda sağlayan üçlü kazançlar sağlayacağının anlaşıldığı görülüyor. Bu taahhütlerin ormansızlaşmayı tamamen durduracağı veya tersine çevireceği tam olarak söylenemese bile konunun önemi göz önüne alındığında, COP26'da yeniden ormansızlaşmaya odaklanılması olumlu olarak değerlendiriliyor.
 
 

SHARE: