Menu TR

S360Mag

29 January

Bilim İnsanları Açıkladı: Artık Şüphe Yok!

Bilim İnsanları Açıkladı: Artık Şüphe Yok!

Sürdürülebilirlik ile ilgili tartışmalar hükümetlerin ve özel sektörün gündeminde giderek daha fazla yer alıyor. Dünyada ve Türkiye’de gerçekleştirilen hemen her sunuşta, konuşmada ya da yazılan her raporda sürdürülebilirlikle ilgili sorunlar sıralanırken kaynakların azalması, enerji ve gıda krizi, biyoçeşitliliğin yok olması gibi konular genelde ilk sıraları alır. Yine bu konularla birlikte adlandırılan bir başka sorun da dünyanın artan nüfusudur. Nüfusun artmasına bağlı olarak sürdürülebilirlikle ilgili sıkıntıların artabileceği savı doğrudur, ancak bir yere kadar. Dünyanın mevcut kurulu sistemini birazcık yakından incelediğimizde mevzunun bununla sınırlı olmadığını anlamamız çok da zor olmayacaktır. Doğrudur, nüfus artışı, dünyadaki sınırlı kaynakların daha hızlı tükenmesinde rol oynayacaktır. Fakat mevcut sistemdeki kaynak kullanımı ve dağıtım adaletsizliği göz önüne alındığında, önümüzdeki yıllarda artacak dünya nüfusundan ziyade, nüfus artışının olduğu/beklendiği bölgelerdeki tüketim alışkanlıkları ve bu alışkanlıkların gelişmiş dünyadaki karşılıklarını incelememiz gerekiyor. Yeryüzündeki kaynakların %50’sinden fazlasını dünya nüfusunun %2’si kullanıyor. Bu durum ülkeler arasında adil bir dağılımın olmadığına kanıt oluştururken, herhangi bir ülkenin kendi nüfusu içerisinde de adaletsiz dağılımlar olduğunu görebiliriz. Örneğin, Kuzey Amerika ülkeleri ile yeni dünya devi Çin Halk Cumhuriyeti’ni kıyasladığımızda, kişi başına kaynak tüketimi açısından büyük bir uçurum olduğunu görebiliriz. Aynı şekilde Çin’in başkenti ile daha az gelişmiş ufak bir kentini; kaynak tüketimi, insani gelişim ve gelir dağılımı gibi başlıklarda incelediğimizde; birinin Avrupa ortalamasında, diğerinin ise Afrika ülkelerinin seviyesinde olduğunu görebiliriz (Ülkelerin kişi başı ekolojik ayak izi hesaplamaları için Global Footprint Network’un sayfasına bakılabilir). İstanbul’da yaşayan, her gün otomobil kullanan, yılda üç kereden fazla hava seyahati yapan bir kentli ile Kaz Dağları’nda yaşayan bir orman köylüsünün bu dünyaya olan etkilerinin arasındaki farkı anlamak çok da zor olmasa gerek. Bugün İngiltere’de yiyeceklerin yaklaşık yarısı henüz ambalajları açılmadan çöpe atılıyor. Öte taraftan ise olarak uzun zamandır çözülemeyen, aksine derinleşen küresel bir açlık sorunu ile karşılaşmaya devam ediyoruz. Sonuç olarak, nüfus artışını sorun olarak gösteren mevcut ve yaygın söylem, sürdürülemez toplumsal yapımızı düzeltmek yerine, olası alternatif çözümlerin uygulanmasını geciktirmekten başka bir işe yaramıyor. Sorunlara farklı ve bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşmamız artık iyi bir çözüm olasılığından ziyade bir zorunluluk.

A. Eren Öztürk


SHARE: