Menu TR

S360Mag

20 January

Net-sıfır karbon taahhütlerinin kalitesi sorgulanıyor!

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Net-sıfır karbon taahhütlerinde son dönemde yaşanan hızlı artış nedeniyle mevcut karbon kredilendirme sisteminde bir patlama yaşanması an meselesi. Ancak bu durumu belki de pek olumlu yorumlamamak gerekiyor.
 
Şirketler, hükümetler ve diğer kuruluşların net sıfır karbon taahhütleri bir yıldan kısa bir süre içerisinde ikiye katlandı. Dünya Yeşil Bina Konseyi, 2030 yılına kadar tüm binalarını net sıfır yapma taahhüdünde bulunan 68 işletme, 28 şehir ve altı eyalet ile sözleşme imzaladı. Amazon, Shell ve Ford dahil dünyanın en büyük şirketlerinden bazıları; JetBlue ve United gibi havayolları ve Mace Group gibi inşaat firmaları, önümüzdeki birkaç on yıl içerisinde karbon nötr, hatta negatif olmayı taahhüt ettiler.
 
Şirketler net sıfır taahhütlerine yenilenebilir enerji alımı, hammadde geri kazanımı, iş modeli değişimi gibi farklı yöntemlerle ulaşmayı hedefliyor. Ancak şirketlerin birçoğu, uyguladıkları bu yöntemlerle yok edemediği emisyonu nötrlemek için karbon denkleştirmeye (offset) yönelmek zorunda kalacak. Vivid Economics’e göre karbon denkleştirme pazarı 20 yıl içerisinde yıllık 1,4 trilyon dolar büyüklüğüne ulaşacak, bu sayı 2020'deki pazar büyüklüğünün (247,9 milyon dolar) yaklaşık beş bin katına denk geliyor.
 
Nicelik niteliğe karşı
 
Kuruluşlar, hedeflerine ulaşamadıkları durumda, karbon kredisi satın alarak kendileri yerine bir başkasının sera gazı emisyonlarını önlemesi veya ortadan kaldırması için ödeme yapabiliyor. Aktivistler, kredi sisteminin bu kadar kolay olması nedeniyle, şirketlerin operasyonlarında önemli ve maliyetli değişiklikler yapmaktansa her zamanki gibi işlerini sürdürmeye devam etmelerinden ve çevreye duyarlı gözükmek için ihtiyaç duydukları kadar karbon kredisi satın almalarından endişeleniyor.
 
Net sıfır taahhüdü olan şirketler karbon kredilerini değerlendirirken, önceliği niceliğe veriyor ve ne kadar karbon yakaladıklarına veya önlediklerine göre bir değerlendirme yapıyor. Bu da çok önemli bir konuyu devre dışı bırakıyor: Karbon kredisinin kalitesi. 
 
Karbon kredilerini yüksek ve düşük kaliteli olarak ikiye ayırmak mümkün. Yüksek kaliteli bir kredi olması için, projeyle kredi olmadan depolanamayacak karbonun depolanması ve onu birkaç yüzyıl boyunca tutması gerekiyor. Yüksek kaliteli karbon denkleştirme projeleri, karbon salımını başka bir sektöre aktarmıyor ve hayata geçirildiği bölgedeki toplulukların yaşam kalitesini iyileştiriyor. Örneğin bir kentsel ağaçlandırma projesi, klimalar nedeniyle ortaya çıkacak karbon salımlarını ve sıcaklık nedeniyle yaşanabilecek tıbbi acil durumları azaltabilecek gölge alanlar sağlayabilir ve aynı zamanda karbonu tutup yerel hava kalitesini iyileştirebilir. 
 
Tabii yüksek kalite, yüksek fiyatı da beraberinde getiriyor. Düşük kaliteli karbon kredilerinin maliyeti daha az. Ancak, düşük kaliteli krediler karbon salımlarını gerçekte azaltmama ve hatta bazı durumlarda ortaya çıkan salımı artırma riski taşıyor. Bir orman koruma projesi kapsamında birkaç dönümlük Amazon ormanını yok etmemesi için finansman sağladığınız ağaç kesme şirketi, faaliyetlerini basit bir tabirle yolun aşağısına taşır ve yerli halka fayda sağlanan bir alanı yok ederse, bu kredinin kalitesi düşüktür.
 
Karbon kredilerinde standardizasyon ihtiyacı
 
Net sıfır taahhütleri ton sayısını odağa alarak belirleniyor ve şirketleri olabildiğince ucuza mümkün olduğunca fazla ton karbon denkleştirmeye yönlendiriyor. Karbon kredileri, kaliteleri ne olursa olsun eşit değere sahip olduğundan, genellikle en ucuza en fazla tonu ortadan kaldıran ya da önleyen kredi kazanıyor.
 
Bu durumu önlemek için karbon piyasasının bir standardizasyon ihtiyacı bulunuyor. Standart olmadığı durumda, ne için ödeme yaptığınızı bilmek zorlaşıyor ve bu da olumsuz etki yaratma ihtimalini artırıyor. Kredilerin, binlerce olası istenmeyen sonuç araştırılarak büyük bir özenle uygulanması gerekiyor. Bu da projelere, basın bülteninde en iyi hangisi duracak gözüyle değil, sorgulayıcı bir perspektifle bakmamızı gerektiriyor. 
 
Karbon nötr olma hedefiyle hareket eden şirketler, yanlış metrikler ile ölçümleme yapan bir sisteme para aktarıyor olabilir. Bu nedenle net sıfır çerçevesi yerine, karbon denkleştirme kalitesine odaklanan bir çerçeveye ihtiyacımız var. Odağı ancak nicelikten kaliteye kaydırdığımızda, net sıfır taahhütlerinin aslında beklenen etkiye sahip olması sağlanabilir.
 

SHARE: