Menu

31 August

İklim biliminin çıkmazı

*Bu haberi 3 dakika içinde okuyabilirsiniz.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin büyük etki yaratan raporu, küresel ısınmanın artan etkileri konusunda alarm verirken raporun yazarları ve bağımsız araştırmacıları, raporda dünyanın daha dezavantajlı bölgelerindeki tehditler hakkında yeterli bilgi sağlanamadığını söylüyor. Son IPCC raporunun yazarları, iklim araştırmalarındaki boşluklara ve bazı ülkelerin hala uluslararası bilimsel çabalarda yetersiz temsil edilmesine dikkat çekiyor.

Son yıllarda kaydedilen ilerlemeye rağmen, IPCC’nin araştırmaları Avrupa, Kuzey Amerika ve Okyanusya bölgeleriyle sınırlı kalırken, araştırmaların bulguları da gelişmekte olan ülkeler için yol gösterici değil. Bangladeş merkezli Uluslararası İklim Değişikliği ve Kalkınma Merkezi Başkanı Saleemul Huq,IPCC’nin insanlığın bugüne kadar yaptığı en büyük ve işbirliğine dayalı küresel bilimsel girişim olduğunu söylerken, bu girişimin hala birçok boşluğu olduğunu da vurguluyor.  Raporu hazırlayan ekip, 66 farklı ülkeden ve 234 yazardan oluşuyor, ancak bu yazarların çoğu Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya ve Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde bulunuyor.

MDPI dergisi Climate'de yayınlanan bir araştırmaya göre, Altıncı Değerlendirme Raporu üzerinde çalışan yazarların yalnızca %35'i gelişmekte olan ülkelerden geliyor. Beşinci Değerlendirme Raporu için de bu oran %31.

Huq, 2001 ve 2007'de yayınlanan Üçüncü ve Dördüncü IPCC Değerlendirme Raporları üzerinde çalıştığı süre boyunca bilim insanlarının farklı ülkelerden ve farklı milletlerden katılım sağladığını, ancak Küresel Güney'deki ülkelerin sadece bir veya iki yazar tarafından temsil edildiğini söylüyor. Ayrıca, Thomson Reuters Vakfı'na yaptığı açıklamada, iklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkelere öncelik verilmediğini de belirtiyor.

“Çarpıtılmış” araştırma

Araştırmanın diğer boşluğu ise IPCC'nin kendi özgün araştırmasını yürütmek yerine yazarlarının, bulgularını, projeksiyonlarını ve sonuçlarını temel aldığı iklimle ilgili binlerce makaleyi değerlendiriyor olması. 

En son yayımlanan rapor, 2013'teki son rapordan bu yana sekiz yıl boyunca üretilen 14.000'den fazla araştırma makalesinin bir incelemesi. Yazarlar da kendilerine sunulan verilerin “dünya çapında eşit olmayan bir şekilde dağıldığını” belirtiyor.
IPCC raporunda, gelişmekte olan ülkelerde yapılan çalışmalar İngilizce olmadığı ve esas olarak ülke düzeyiyle sınırlı olduğu için ülkelerin iklim bilgilerinin ayrıntılarını karşılaştırmanın da zor olduğu açıklanıyor.

Huq, bunun temel nedenlerinden birinin, gelişmekte olan ekonomilerin iklim bilimine çok daha az kaynak ayırmasıyla alakalı olduğunu söylüyor. Gelişmiş ülkelerin hükümetleri, gelişmekte olan ülkeleri veya bu ülkelerle ilgili çalışmaları desteklediğinde bile, baş araştırmacılar genellikle Küresel Kuzey'den oluyor. Araştırmanın bu çarpıtılmış yanları da, bu bilimsel girişimin başarısızlıkları olarak öne çıkıyor.

Mart ayında Conservation Letters dergisinde yayınlanan bir araştırma, 1945 ve 2019 yılları arasında önde gelen ekoloji, evrim ve koruma konulu 13 dergide en çok yayın yapan yazarların geçmişlerini inceledi. Bu yazarların %75’inden fazlasının ABD, İngiltere, Avustralya, Almanya ve Kanada’dan olduğunu, Küresel Güney ülkelerinin ise “çarpıcı bir şekilde yetersiz temsil edildiğini” tespit etti.

Viyana Üniversitesi'nde biyolog olan, çalışmanın ortak yazarı Bea Maas, bu durumun IPCC gibi uluslararası raporlara dönüştüğünü ve ilgili bir araştırma olmadan, bu konulara yönelik önerilerin de önünün kesildiğini söylüyor.

Afrika’ya erişmek

Tüm bunlara karşı IPCC, statükoyu değiştirme konusunda bazı ilerlemeler kaydediyor. Panel, 2007 Nobel Barış Ödülü'nden elde edilen para ödülünü, gelişmekte olan ülkelerden gelen doktora öğrencilerine, salım azaltımları ve adaptasyonuna yönelik fırsatlar veya iklim değişikliği konularında çalışmaları için burs olarak verdi. Ayrıca en son raporu için de İngilizce dışındaki dillerde akademik dergilerde yayınlanmamış “gri literatürü” dikkate almaya başladı.

IPCC, bunlara ek olarak ilk kez Afrika'ya özgü bir iletişim stratejisi geliştirdi. IPCC'nin Altıncı Değerlendirme Raporu’nun çalışma grubu eş başkanlarından Debra Roberts, bu stratejinin Afrikalılarla, Afrika hakkında konuşmalarını sağladığını belirtiyor. Roberts, IPCC'nin bu yıl yazarlarına çeşitlilik eğitimi de sunduğunu ve gelişmekte olan ülkelerdekiler için dijital olarak bir araya gelmenin düzensiz internet bağlantıları ve dil engelleri gibi zorluklarına dikkat ettiklerini de söylüyor. Ayrıca, gelecekte, Küresel Güney'de iklim değişikliği üzerinde çalışacak araştırmacıların katılımını etkilemenin de çok önemli olacağını vurguluyor.

Ekiplerin nasıl kurulduğunu, fırsatların nasıl dağıtıldığını, politikacıların ve karar vericilerin iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına yönelik yatırımlara ne kadar teşvik edildiğini etkilemek ve değiştirmek, bu süreçte büyük bir önem taşıyor. Tek tek ülkelere odaklanmak yerine bölgesel veya küresel bir yaklaşım benimsemek için araştırma altyapısını ve kapasitesini artırmak daha kapsayıcı bulgular elde etmeyi sağlayabilir çünkü iklim dünyanın aksine sınırlara sahip değil.
 

SHARE: