Menu TR

S360Mag

13 January

2014’ün En Çarpıcı Sürdürülebilirlik Öyküleri

Geride bıraktığımız yıl sürdürülebilirlik açısından oldukça önemli bir yıldı. İklim değişikliği zirvesi öncesi onbinlerce insanın katıldığı New York'taki yürüyüş iklim değişikliği ile mücadelede yeni bir döneme girildiğinin sinyallerini verdi. Sosyal girişimcilik hiç olmadığı kadar ön plandayken,  yenilikçi şirketler günümüzün çevresel, sosyal ve ekonomik problemlerine getirdikleri inovatif yaklaşımlarla yine adlarından söz ettirdi. İşte 2014'ün en büyük yankı uyandıran sürdürülebilirlik haberleri:

 1- Önce kötü haberle başlayalım. İklim değişikliği şimdi oluyor. İklim değişikliğinden söz ederken genellikle uzak bir geleceği ifade ederiz. Çocuklarımız büyüdüğünde nesli tükenecek hayvanlardan, eriyecek buzullardan bahsederiz. IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) 2014 yılında  iklim değişikliği konusundaki 5. büyük raporunu yayımladı. Raporda yer alan verilere göre, (1) iklim değişikliği şu an itibariyle zaten gerçekleşmekte. (2) Daha da kötüsü, etkileri çok önemli ve büyük ölçüde geri dönüştürülemez. (3) Erken harekete geçmek, iklim değişikliği ile mücadelenin maliyetini düşürebilir. IPCC'nin alarm niteliğindeki raporunun anahtar çıktılarına bu kaynaktan ulaşabilirsiniz. 





2) Şimdi gelelim iyi habere. İklim değişikliği ile mücadelenin maliyeti giderek azalıyor. Ülke liderleri, kıdemli ekonomistler ve önde gelen CEO'lardan oluşan bir koalisyonun hazırladığı New Climate Economy (Yeni İklim Ekonomisi) Raporu iklim değişikliği konusunda varolan önyargıları yıkmaya çalıştı. Rapor;

- iklim değişikliği ile mücadelenin, milyonlarca insanın refahını sağlamaya karşı bir düşünce olmadığının aksine bu mücadelenin amacının dünyanın paylaşılan varlık tabanını korumak olduğunun altını çizdi.

- önümüzdeki 15 yılda zaten 90 trilyon USD değerinde altyapı yatırımı yapılacağını ve bu miktara oranla varolan teknoloji ile düşük karbon ekonomisinin temelinin atılmasının etkisinin dünya ekonomisi üzerindeki etkisinin minimum düzeyde olacağını öngördü.  

Raporu okumak için tıklayınız. 

İklim değişikliği ile mücadele konusunda gelen bir diğer iyi haber ise, Eylül ayındaki İklim Haftasında kurulan We Mean Business adlı karbon salımlarını düşürmek konusunda kararlı büyük şirketlerden oluşan bir platformun yaratılması oldu. We Mean Business koalisyonu da iklim değişikliği hakkında bir rapor hazırladı. Raporda neden büyük şirketler için düşük karbonlu sistemlere geçmenin avantajlı olduğu vurgulandı. Raporu bu bağlantıdan inceleyebilirsiniz. 

Diğer yandan We Mean Business'a bağlı şirketlerden oluşan aralarında Swiss Re, Nestlé, Unilever ABD, Mars ve Phillips'in de bulunduğu şirketler en kısa sürede %100 yenilenebilir enerji kullanarak üretim yapacaklarına dair taahhüt verdiler. 

3) Enerji şirketleri kökten bir değişime doğru gidiyorlar. Büyük güç santrallerinin önündeki en önemli tehdit artık herkesin kendi çatısında güneş paneli kurabilmesi. Güneş enerjisi ucuzladıkça ve pratikleştikçe ‘distirbuted generation’ adı verilen bu yöntem de yaygınlaşıyor. Elektrik üreticileri ve dağıtıcıları da bu durumun farkında. Barclays Bankası Mayıs ayında ABD'deki büyük elektrik üreticilerinin tahvillerinin fiyatlarını düşürdü. Alman üretici E.On yenilenebilir kaynaklara yatırım yapmaya başladı. Yine ABD'nin büyük enerji oyuncularından NRG 2030'a kadar fosil yakıt tüketimini %50, 2050'ye kadar %90 indireceğini açıkladı. Ne var ki bu durum dünya devi enerji üreticisi Exxon'u etkilemişe benzemiyor. Şirket Riskleri Yönetmek başlığı ile yayımladığı notunda, spekülasyonlar karşısında değişmeye gerek olmadığını açıkladı. Dünya üzerine kalan petrol rezervlerinin yakılamayacağını belirten Bank of England ise Exxon'a katılmıyor gibi duruyor. 



4) Karbon vergisi yeniden gündemde. Üstelik bu defa ABD'de bile hayata geçmesi mümkün görünüyor. Bir sivil toplum kuruluşu olan CERES hatırı sayılır sayıda şirketi İklim Bildirgesini imzalamaya iknâ etti. CERES'in içinden çıkan BICEP adlı daha küçük bir grup ise karbon vergisi getirilmesi için lobi yapıyor. Üstelik bu grubun üyeleri arasında Nestlé, General Mills ve Kellogg’s da var. General Mills, aşırı iklim olayları nedeniyle bu yılki hasadın üretiminin kötü etkilediğini açıklamıştı. BICEP bu yolculuğunda yalnız değil. 1000'i aşkın şirket, Dünya Bankası Karbon Fiyatlandırma Bildirgesini imzalayan 70 ülke tarafindan destekleniyorlar. Google resmi olarak iklim değişikliğini yalanlayan ALEC grubu ile bağlarını kesti. ABD'deki Environmental Protection Agency (Çevre Koruma Ajansı) karbon, kömür ve ozon konularında yeni düzenlemelere gitti. Çin ise 2020 yılına kadar karbon salımlarını düşürmeyi taahüt etti. Bu sayede ABD ve Çin arasında çok ihtiyaç duyulan iklim değişikliği ile mücadele anlaşmasının yolu açılacak. 



5) İklim konusunda toplumsal bir hareket başlıyor. İklim haftasında 162 ülkede 2.600'den fazla etkinlik düzenlendi. New York'taki BM Zirvesi'nden önce yapılan İklim yürüyüşüne gösterilen ilgi her zamankinden fazlaydı. Sivil toplumun iklim hassasiyeti konusundaki bir diğer önemli gelişme, 350.org adındaki sosyal hareket oldu. 350.org büyük vakıfların fosil yakıt endüstrisindeki yatırımlarını geri çekmeleri için kampanya yapıyor. Rockefeller Foundation (petrol üreticisi milyarderJohn Rockefeller tarafından kurulmuştu) fosil yakıtlara daha fazla yatırım yapmayacağını, varolan yatırımlarını başka kaynaklara aktaracağını açıkladı bile. 



6) İş dünyasındaki stratejiler daha uzun vadeli hale gelmeye başladı. Üstelik sürdürülebilirlik de artık şirket stratejilerinin bir parçası oldu. CVS adında bir ABD'li bir ilaç satan süpermaket zinciri, ismini CVS Health (sağlık) olarak değiştirdi ve raflarından sigarayı tamamen kaldırdı. Şirket stratejisi artık tamamen sağlık ve kendini iyi hissetmek üzerine kurulu hâle geldi. Buna benzer iş modelleri sayesinde şirketler kâr elde etmenin yanı sıra toplum için de faydalı işler yaparak ortak değer yaratmaya başladılar. PPP (People-Planet-Profit / İnsanlar-Gezegen-Kâr) modelini başarılı şekilde uygulayan bu şirketlerin sayısı giderek artıyor. Apple CEO'su Tim Cook, uzun vadeli düşünmek gerektiğini söyleyerek, yeşil yatırımcılara eğer Apple'ın çevresel etkilerini beğenmiyorlarsa yatırımlarını geri çekebileceklerini söyledi. Bu da Apple'ın uzun vadeli planlarında yeşil büyümenin önemini gösteriyor.



7) Ezeli rakipler aynı masada el sıkıştı. İşbirliği kelimesini gün geçtikçe daha sık duyar hale geldik. Bu trend şirketler arasında da görülüyor. Hatta şirketler bu duruma pre-competitive yani rekabet üstü/öncesi yaklaşım adını veriyorlar. 2014'ün en heyecanlandıran ortaklık haberi dev perakendeci Target ile dünyanın en büyük tedarikçisi Walmart'ın kişisel bakım ürünlerinde sürdürülebilirlik için, ortaklaşa bir panel toplaması oldu. Bu sayede tedarik zincirleri boyunca pozitif etki yaratmayı amaçlayan şirketler, ürünlerindeki toksiklerden kurtularak ürün güvenliğini sağlamayı ve insan ve çevre sağlığı için zararlı olmayan ürünler satmayı amaçlıyorlar. İkinci bir ortaklık haberi Closed Loop Funds'dan geldi. Pepsi, Unilever, Goldman Sachs, Walmart gibi şirketler güçlerini geri dönüşüm altyapısını geliştirmek için birleştirdi. 



8) Bu yıl gıda israfı konusu artık herkesin dilindeydi. Dünyadaki arazilerin %40'ı tarımsal amaçlarla kullanılıyor. Toplam karbon salımlarının %30'u da tarımsal aktivitelerden kaynaklanmakta. FAO (BM Gıda ve Tarım Örgütü) verilerine göre yılda yaklaşık 1.3 milyar ton gıda çöpe gidiyor. Bu israfın ekonomik maliyeti 750 milyar USD'a tekabül etmekte. Bu da demek oluyor ki yılda ürettiğimiz gıdanın %30 ila %40'ı çöpe atılıyor. Gıda israfı buzdolabı üreticilerinden, tarladaki tarım işçisine ve belediyenin çöp toplama araçlarından restoranlara kadar herkesi ilgilendiren bir sorun. Fransız süpermarket zinciri Intermarché bu sorunla baş etmek için, 'çirkin görünüşlü’ sebze ve meyveleri %30'a varan indirimli fiyatlardan satışa sundu. Kampanya çok başarılı oldu ve insanlar estetik kaygılarını bir kenara bırakıp, yiyeceklerin faydalarına odaklanmaya başladılar. Bu konuda bir yenilik de Türkiye'den geldi. Pugedon firması geri dönüşüm yapan akıllı çöp kutuları sayesinde sokak hayvanlarına yiyecek sağlayabilen bir teknoloji geliştirdi. 



9) Sivil toplum dayanışmaları büyük şirketlere karşı birkaç zafer kazandı. Mississipili 15 yaşındaki Sarah Kavanagh birkaç yıldır Change.org üzerinden yürüttüğü kampanyalar sayesinde Pepsi ve Coca-Cola'nın ürünlerinde kullandığı zararlı bir yağı formüllerinden çıkarmasını sağladı. Öte yandan Lego, Greenpeace'in başarılı kampanyalarına boyun eğerek, Shell ile ortaklığına son verdi. 



10) Eşitlik için yeni fırsatlar yaratıldı. Gap ücretlerini saatlik 9 USD'a çıkardı. IKEA maaşlarına %17'lik artış, Whole Foods ve Ben&Jerry’s gibi şirketler de sosyal eşitlik konusunda adımlar atmaya hazırlanıyorlar. 





2014 yılının sürdürülebilirlik özeti bu şekilde. Aklınıza bu listede atlandığını düşündüğünüz başka yenilikler geliyorsa lütfen @S360News'a tweet atarak eklemekten çekinmeyin. 

Kaynak: Andrew Winston. HBR

SHARE: