Menu

19 August

Net sıfır karbon hedefinin gerçek maliyeti

*Bu haberi 4 dakika içinde okuyabilirsiniz.

Her geçen gün daha fazla hükümet ve şirket net sıfır karbon taahhüdü veriyor fakat atmosferden karbonu uzaklaştırmanın gerçek maliyeti yoksullar için yıkıcı olabilir. Yoksulluk karşıtı kampanyacılar, bazı net sıfır karbon planlarının uygulanmasının küresel tarım için zararlı etkileri olabileceğini söylüyor. Oxfam International’ın hazırladığı rapor, net sıfır hedefine ulaşmak için tercih edilen planlardan biri olan ağaç dikmenin tamamen gerçekçi olmadığını, çünkü bunun 1,6 milyar hektarlık yeni orman arazisi gerektireceğini söylüyor. Böyle bir alan Hindistan'ın beş katı ve dünya üzerindeki mevcut tüm tarım arazilerinden daha büyük.
 
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi UNFCCC'ye göre, geri dönüşü olmayan çevresel zararları önlemek ve sıcaklık artışını uluslararası olarak kabul edilen 1,5°C seviyesinde tutmak için hükümetlerin, karbon salımlarını 2030 yılına kadar 2010 senesindeki seviyelerinden yüzde 45 azaltmaları gerekiyor.
 
Ülkelerin mevcut salımları azaltma planlarıyla, bilim insanlarının gerekli olduğunu söylediği 1,5°C bir yana, 2015 yılında Paris'teki toplantısında kabul edilen daha yumuşak bir hedef olan 2°C’yle sınırlamak için bile yetersiz görülüyor. Oxfam, mevcut planların, ihtiyaç duyulan yüzde 45'ten çok uzak bir şekilde, salımlarda yalnızca yüzde 1'lik bir azalma elde edeceğini söylüyor.
 
İklim krizi küresel açlık, göç ve insani kriz sorunlarını dünya çapında giderek daha da derinleştirirken bu konuda hükümetlerin mevcut eylem eksikliği, sivil toplum kuruluşlarının eşitsizlik ve yoksullukla mücadele çabalarını zayıflatıyor. 
 
Oxfam International'ın iklim değişikliği lideri Nafkote Dabi hükümetlerin ve şirketlerin verdiği “net sıfır” taahhütlerini gezegenin geleceğiyle ilgili tehlikeli bir kumar olarak görüyor. Dabi’ye göre, 'net sıfır', salımlarda ciddi ve gerçek kesintiler, fosil yakıtların aşamalı olarak kaldırılması ve temiz enerji ve tedarik zincirlerine yatırım yapılmasını gerektiren 'gerçek sıfır' hedeflerine dayanmalı. Bunun yerine, çok fazla “net sıfır” taahhüdü, iklim eylemsizliği için uygun bir ortam yaratıyor. Dabi, doğa ve kara bazlı karbon giderme planları yapılırken verilen sözlerin daha dikkatli kontrol edilmesi gerektiğini belirtiyor. Mevcut planlara göre, net sıfır hedefini gerçekleştirmek için dikilmesi gereken ağacı karşılayacak yeterli arazi olmadığını ve bu önlemde ısrarcı olunduğu takdirde daha fazla açlık, toprak gaspı ve insan hakları ihlalleri yaşanacağı konusunda uyarıyor.
 
Ayrıca, UNFCCC'den Patricia Espinosa, hükümetlerin net sıfır karbon hedefi için verilen taahhütleri yerine getirme konusundaki başarısızlığından duyduğu endişeyi dile getirdi. Her hükümetin, küresel sıcaklık artışını 1,5°C'de tutma hedefine katkıda bulunmak için yapmayı planladığı salımları belirterek “ulusal olarak belirlenmiş katkısını” (NDC) sunması gerekirken Paris'te bu katkıyı sunacağını belirten 197 hükümetten sadece 110'u, son tarihe kadar belgesini sundu. Dünya genelinde son zamanlarda yaşanan sıcaklık dalgalarının, kuraklıkların ve sellerin, mevcut yolumuzu değiştirmek için çok daha fazlasının, çok daha hızlı bir şekilde yapılması gerektiğine dair korkunç bir uyarı olarak görülüyor.
 
Oxfam raporu, dünyanın karbon salımından en çok sorumluluk sahibi olan Çin, ABD ve AB üye ülkelerinin yüzyılın ortasına kadar net sıfıra ulaşma sözü verdiğini, ancak planlarının belirsiz ve doğrulanamaz olduğunu söylüyor. Bazı hükümetler planlarını büyük ölçekte yeniden ağaçlandırmaya dayandırıyor. Örneğin Kolombiya ormanları hala endişe verici bir hızla yok olsa da, hükümetin 2030 yılına kadar bir milyar hektarlık araziyi yeniden ağaçlandırma sözü bulunuyor. BP, Eni, Shell ve TotalEnergies gibi dünyanın en büyük petrol şirketlerinden dördünün ise 2050 yılına kadar net sıfır hedeflerine ulaşmak için Birleşik Krallık'ın iki katı büyüklüğünde bir araziyi ağaçlandırmaları gerekiyor.
 
Bu çözümler, yeterli arazi olmamasının ötesinde de sorunlar barındırıyor. Ormanlar, karbondioksit salımını dengeleyen önemli etmenlerden olsa da atmosfere her yıl orman yangınları nedeniyle binlerce ton CO2 salımı ekleniyor. Başta Avustralya, Kaliforniya, Oregon, Brezilya, Rusya, Batı Kanada, Yunanistan ve Türkiye olmak üzere dünyanın birçok yerinde şiddetlenen orman yangınları karbon dengesini sağlamada önemli bir zorluk oluşturuyor. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de 10 gün içinde çıkan 187 orman yangını, Türkiye'nin yükselen karbon piyasası için önemli yenilenebilir enerji santrallerinin zarar görme ihtimalini yarattı. Yangınların günlerce devam etmesi ve Türkiye hükümetinin salımları azaltmak veya iklim değişikliğinin neden olduğu değişen çevreye uyum sağlamak için etkin bir eylem planı hazırlamaması Türkiye’nin karbon piyasasında bulunanlar arasında endişelere neden oldu. Gaia Climate, son iki haftada Türkiye’nin 120.000 hektardan fazla karbon yutağı alanını kaybettiğini ve bunun ormanlar tekrar yerine konana kadar her yıl milyonlarca karbon yutak kapasitesi kaybına karşılık geldiğini belirtti.
 
Dolayısıyla salım azaltım çözümleri, azaltılan salımların etkisinin ne kadar süreceğine bağlı olarak kalıcılıklarına göre değerlendirilmeli. Doğal yolla karbon dengeleme faaliyetleri, orman alanlarının yaklaşık olarak 100 yıl boyunca bozulmadan kalması durumunda etkili. Ancak yangınlar, dengelemenin etkinliği için ciddi bir tehdit oluşturuyor.  Bu sebeple hükümetler, karbon depolama ve yenilenebilir enerji gibi daha yüksek kalıcılığı olan projelere odaklanmalı.
 
Kasım ayındaki COP-26 iklim görüşmelerine ev sahipliği yapacak olan Birleşik Krallık, 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmak için sihirli bir şekilde geliştirilecek ve ileride inşa edilecek kanıtlanmamış teknolojilere güveniyor. Bu teknolojiler arasında henüz erken geliştirme aşamasında olan yeni nesil nükleer santraller ve pahalı ve pratik olmadığı için uygulanmasında çekinceler bulunan karbon yakalama ve depolama teknolojileri yer alıyor. Bunların yanında, etkisini kanıtlamış evleri yalıtmak ve bina standartlarını iyileştirmek gibi önlemler ise iki yıldır erteleniyor. Bu, Birleşik Krallık'ın en büyük emisyon kaynağı olan binalardan gelen katkıyı azaltmanın en hızlı ve en kolay yolu olmasına rağmen, hükümet, iktidar partisine büyük fon desteği sağlayan inşaat sektörünün tepkisinden çekiniyor.
 
İklim krizi tüm yıkıcılığıyla etkilerini hissettirmeye başladığından salımların azaltılması hedefinde sadece doğal yollara veya henüz gerçekleştirilmemiş hedeflere başvurmak çevresel problemleri daha da derinleştirebilir. Hükümetlerin ve şirketlerin net sıfır hedefine eldeki önlemlerle şimdiden ulaşmaya çalışması gerekiyor.
 
 

SHARE: