Menu TR

S360Mag

30 October

Gençlik iklim hareketi iyileşme sürecini nasıl etkiliyor?

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

COVID-19 salgını sonrası yeşil iyileşme fikri dünya çapında ilgi kazanıyor. İngiltere, yakın zamanda ağır sanayi salımlarını azaltmak için 350 milyon sterlin yatırım sözü verirken Güney Kore de yeşil teknolojiler geliştirerek 1,9 milyon iş yaratma sözü verdi. Çin ise 2060'tan önce karbon nötr hale gelme planını sundu.
 
Bunların yanı sıra, Avrupa Komisyonu başkanı Ursula von der Leyen, bloğun ekonomik faaliyetini canlandırma stratejisi olarak AB Yeşil Mutabakatı’nı tanıttı. Konuşmasında, 2030 yılına kadar AB'nin toplam salımlarının en az %55'ini azaltacağına söz verdi ve bu hedef daha sonra Avrupa parlamentosunda %60'a yükseltildi.
 
Bazı dünya liderleri, daha sürdürülebilir ekonomiler inşa etmek için salgını bir şans olarak görüyorlar ve bu doğrultuda yeşil enerji yatırımlarını artırırken işsizliği de kontrol altına almayı hedefleyen yeni konut iyileştirme projeleri açıklıyorlar. Ancak yine de sokaklardan gelen yüksek ve ‘rahatsız edici’ sesler eksik.
 
Fridays for Future(Gelecek için Cumalar), Ağustos 2018'de Greta Thunberg'in İsveç parlamentosunun önünde tek başına yaptığı bir protesto olarak başladı ve hızla küresel bir harekete dönüştü. Fakat COVID-19 pandemisi, iklim grevlerini çevrimiçi ortama taşınmaya zorladı ve büyük ölçüde filizlenen gençlik hareketini halkın gözünden uzaklaştırdı. Ancak şu anda, iklim değişikliğini siyasal olarak ön plana çıkaran canlı protestolara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.
 
İyileşme tartışmalarına katılım
 
Hükümetler tarafından şimdiye kadar önerilen yeşil iyileşme planlarının çoğu, yenilenebilir enerji yatırımlarını ve çelik veya çimento üretimi gibi kirletici endüstrileri modernize etmeye yönelik önlemleri içermekte. Örneğin AB, yenilenebilir enerji, enerji depolama ve karbon yakalama alanlarında yeni teknolojileri finanse etmek için Temmuz 2020'de 1 milyar Euro değerinde bir inovasyon fonu açıkladı.
 
Ancak Fridays for Future aktivistleri üzerine yapılan araştırma, birçok genç iklim aktivistinin, mevcut siyasi ve ekonomik yapıları değiştirmeden bırakıp sadece biraz daha yeşil büyümeyi teşvik eden yardım paketleri konusunda eleştirel olduğunu gösteriyor. Örneğin Almanya'da genç iklim grupları, elektrik hizmetlerini yerel toplulukların mülkiyeti altına alma çağrılarına öncülük etti. Bu gençlik grupları yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinin, üretilen yeşil enerjiyi artırmaktan ziyade enerji şirketlerinin sahip olduğu gücün yeniden dağıtılmasını içermesi gerektiğini savunuyorlar.
 
Gençlerin ortaya koydukları bu talepleri aslında oldukça öngörülebilirdi. Yeşil dönüşüme kimin sahip olması ve liderlik etmesi gerektiğine ilişkin bu argümanların çoğu, Ağustos 2019'da iklim aktivistleri bir yaz kongresi için Almanya'da bir araya geldiğinde ortaya çıkmıştı. Bu kongrede, yeşil ekonomik büyüme yoluyla toplumu karbondan arındırmanın alternatiflerini tartıştılar. Bir ay sonra Thunberg, New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) İklim Eylemi Zirvesi'nde dünya liderlerini “ebedi ekonomik büyüme masalları” sunmakla eleştirdi.
 
Bu argümanları duyurmak, geleceğimizi şekillendirecek iyileşme planları hakkında etkili bir tartışma yaratmak için çok önemli. Aktif bir gençlik hareketi, tartışmayı odaklanılan ekonomik faydalar alanından, mevcut yeşil iyileşme tartışmalarında çoğunlukla eksik olan eşitlik ve mülkiyet sorunlarına kaydırabilir.
 
‘Rahatsız’ bir gençlik
 
Gençlerin bu hareketi aynı zamanda giderek artan iklim krizine karşı en kırılgan insanların sesini de duyurabilir. Thunberg, Aralık 2018'de bir BM iklim değişikliği konferansında yaptığı konuşmasında, iklim değişikliğinden orantısız olarak etkilenen yerli halkı, azınlık toplulukları ve düşük gelirli aileleri temsil eden uluslar ötesi bir ağ olan “Climate Justice Now” adına konuştu.
 
Temmuz 2020'de Fridays for Future aktivistleri, dünya liderlerini iklim krizinin özündeki derin adaletsizlikleri hesaba katmaya çağıran açık bir mektup yayımladılar. İklim değişikliğinden en az sorumlu olanların, sonuçlarından en çok etkilenenlerin olduğunu savunuyorlar.
 
25 Eylül'deki protestoların ardından -salgının başlamasından bu yana ilk kez- Thunberg, AB'yi on yıl içinde salımları üçte iki oranında azaltma sözünde “rakamlarla hile yapmakla” eleştirdi. Hedefin uluslararası havacılık, nakliye veya AB'de tüketilen ancak yurt dışında üretilen malları hesaba katmadığını açıkladı. Dedi ki:
 
İklim adaleti olmadan sosyal adalet olamaz. Bununla birlikte, salımlarımızın büyük bir kısmını yurt dışına attığımızı, ucuz işgücü ve kötü çalışma koşullarını ve daha zayıf çevresel düzenlemeleri kullandığımızı kabul etmedikçe de iklim adaleti gerçekleşemez.
 
Genç iklim aktivistlerinin inatçılığı, hükümetlerin COVID-19 ekonomik iyileşme planlamasına dair isteklerini artırmaya yardımcı olabilir ve en kırılganların ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlayabilir. Koronavirüs açık havadaki örgütlenmeleri kısıtlamış olsa da iklim hareketinin etkisi, dünyanın pandemiden nasıl çıkacağı hakkındaki tartışmayı genişletmek için hayati önemini koruyor.
 

SHARE: