Menu TR

S360Mag

16 April

Bilime dayalı hedefler ne kadar şeffaf?

*Bu haberi 5 dakika içinde okuyabilirsiniz.

Bilime dayalı kurumsal iklim hedefleri belirleyen işletmelerin sayısı arttıkça, uzmanlar bu sayıların nasıl hesaplandığı konusunu daha fazla incelemeye başladı. Bir yandan hedeflerin çevreye ve işletmelere faydaları üzerinde durulurken diğer yandan şeffaflık sorunları daha çok gündeme gelmeye başladı.
 
Bilime Dayalı Hedefler Girişimi (SBTi), şirketlerin Paris Anlaşması hedeflerine uyum sağlamaları için standartlar belirlemek ve iklim değişikliğiyle etkili mücadele etmek amacıyla 2015 yılında kurulan bir girişim. Hedeflerin bilime dayalı olarak adlandırılmasının sebebi Paris Anlaşması'nın hedeflerine en son iklim biliminin gerekli gördüğü şekilde yani küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlama hedefine ulaşma çabalarını sürdürmek. Bilime dayalı hedefler, Paris Anlaşması'nın hedefleriyle stratejilerini uyumlu hale getirme konusunda dünyanın en büyük salım yapan şirketlerine yardımcı olarak, düşük karbon ekonomisine geçişi hızlandırmayı ve iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmeyi hedefliyor.
 
Girişimin en son ilerleme raporuna göre, Siemens, Heineken ve S&P Global dahil olmak üzere 50 sektörden 1.000'den fazla şirket salımlarını azaltmak için SBTi ile birlikte çalışıyor. Bu şirketler, küresel sermaye değerinin yaklaşık %20'sini oluşturuyor bu da yaklaşık olarak 20,5 trilyon doları temsil ediyor. Ayrıca girişime katılan işletme sayısı da gün geçtikçe artıyor.
 
SBTi'ye bağlı işletmelerden 185 şirket yöneticisinin katıldığı YouGov anketine göre, bilime dayalı hedefler işletmelere önemli avantajlar sunuyor. Tüketicilerin, seçimlerinin çevre üzerindeki etkilerinin giderek daha fazla farkına varması ve etik tüketimin giderek yaygınlaşması ile markalar da sürdürülebilirlik konusundaki itibarlarını daha fazla önemsemeye başladı. Ankete katılan şirket yöneticilerinin yüzde 79'u da, Bilime Dayalı Hedefler Girişimi’nin şirketleri için en önemli ticari faydalarından birinin güçlendirilmiş marka itibarı olduğunu belirtiyor. Örneğin, çok uluslu teknoloji şirketi Dell bilime dayalı bir hedef belirlemenin, müşterilerinin kendisinden beklediği kurumsal sorumluluk düzeyini göstermenin bir yolu olduğunu söylüyor.
 
Sürdürülebilirliği bir işletme güvenilirliği ölçütü olarak kullanan yalnızca müşteriler değil. Yatırımcılar da işletmelerin çevre politikalarına giderek daha fazla ilgi gösteriyor. Ankete katılan yöneticilerin yaklaşık yüzde 52'si bilime dayalı hedef taahhütlerinin yatırımcıların işlerine olan güvenini artırdığını söylüyor.
 
Anketten çıkan bir diğer sonuç da bu hedefleri benimsemenin şirketlere dayanıklılık kazandırdığı. Hükümetler Paris Anlaşması’nı uygulamak ve taahhütlerini yerine getirmek için çalışmaya devam ettikçe, şirketler yoğun salıma yol açan faaliyetleri sınırlamak için daha fazla düzenlemeyle karşı karşıya kalabilir. Yöneticilerin %35’i bilime dayalı hedefler belirlemenin onlara önümüzdeki dönemde karşılaşacakları düzenlemelere karşı daha fazla direnç sağladığını bildirdi. Ankete katılanların %63’ü, bilime dayalı bir hedef belirlemenin şirketlerinde halihazırda yeniliği teşvik ettiğini söylerken, yüzde 50'den fazlası 2030 yılına kadar ürünlerinin ve hizmetlerinin en az yarısının düşük karbonlu olmasını beklediklerini söylüyor.
 
Fakat bu hedefleri eleştirenlerin sayısı da bir o kadar fazla. Bilime Dayalı Hedefler Girişimi’ne (SBTi) teknik danışmanlık veren Bill Baue, girişimin yönetim kuruluna resmi bir şikayette bulundu ve büyük şirketlerin iklim hedeflerini belirlemesinde kullanılan çerçeveyi eleştirdiği bir Medium yazısı yayınladı. Baue’ya göre bu hedefler iddia edildiği gibi bilime dayalı bir yaklaşıma sahip değil ve SBTi’nin kendi çıkarlarını gözetmesinin bir sonucu.
 
Şirketler “bilime dayalı” etiketli iklim hedeflerini dile getirdikçe, planları ve eylemleri de daha fazla incelenmeye başlandı. Greenpeace International yöneticilerinden Jennifer Morgan SBTi’nin kamuoyundaki şüpheciliği gidermek için şeffaflığa ve hesap verebilirliğe ek bir vurgu yapılması gerektiğini belirtiyor ve şirketlerin bu hedefleri yatırım planlarıyla desteklemesini öneriyor. Baue, SBTi'yi, geliştirilen kurumsal hedefleri hesaplamak için iki yöntem oluşturmak ve daha güçlü emisyon kesintileri sağlayabilecek yöntemi hariç tutmakla suçluyor. Şirketlerin hangi yöntemi seçtiği konusunda şeffaflık olmadığını da ekliyor. Baue bu endişelerini BM Küresel İlkeler Sözleşmesi, Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI), WWF ve CDP başkanlarından oluşan yürütme kuruluna taşıdı. Bu endişelerini yayınlamasının ardından, girişiminin çeşitliliği arttırmak bahanesiyle kendisini hariç tutarak yeni bir danışma grubu oluşturduğunu öğrendi. SBTi daha sonra önceki danışmanlarına bir iç iletişim hatası nedeniyle üyeliklerinin sona ermesi konusunda bilgi veremediğini ve bu hatadan büyük pişmanlık duyduğunu iletti.
Science Based Targets Girişimi ise hakkındaki iddialara karşı misyon hatırlatması yaparak cevap verdi: "Misyonumuz, net sıfır 1,5°C’lik bir dünya için kurumsal emisyonları azaltmaktır ve bu hedef karar verme sürecimizin merkezinde yer almaktadır."
 
Environmental Research Letters dergisi tarafından yayımlanan bağımsız bir çalışma, kurumsal iklim hedefleri belirlemek için kullanılan yedi yöntemi değerlendirdi. Bu yöntemler arasından ABD merkezli Sürdürülebilir Organizasyonlar Merkezi (CSO) tarafından geliştirilen metodolojinin, 1,5°C iklim bilimi ile uyumlu olduğu ve küresel karbon bütçesinin aşılması riskini taşımadığı belirlendi. Bu metodoloji başlangıçta SBTi tarafından onaylanırken, son yıllarda kullanımdan çıkarıldı. SBTi ise CSO metodolojisinin kullanılmama nedeni olarak yöntemin ekonomik performans göstergelerine fazla önem vermesini gösterdi. Bu karar, ekonomik performans göstergelerinin şirket düzeyinde emisyonlarla zayıf bir bağlantıya sahip olduğu yönündeki endişelere dayanıyordu. Bunun yerine SBTi, şirketlerin emisyonlarını Mutlak Daralma Yaklaşımı (ACA) olarak bilinen bir yönteme göre azaltmalarını tavsiye ediyor. Bu yöntem, Environmental Research Letters’ın çalışmasında incelenen diğer yöntemlere göre karbon bütçesinin 2050'ye kadar aşılması konusunda çok daha büyük bir riske sahip. SBTi, bu yöntemi, şirketlerin 5-15 yıllık hedefler belirlemelerine yardımcı olmak için kullandığını ve bunun için yöntemin hiç aşma göstermediğini veya sınırlı bir aşım olduğunu söyledi. SBTi tarafından önerilen ve Sektörel Dekarbonizasyon Yaklaşımı (SDA) olarak bilinen ikinci yöntem, sıcaklığı 1,5°C yerine 2°C’nin  altında tutma amacında. Bu yöntemle yalnızca güç araçları 1,5°C hedefiyle uyumlanabilir. Bunun nedeni, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’nın sektörel yaklaşımı 2°C ile uyumlu senaryoları kullanılarak geliştirilmiş olması.
 
Montreal'deki Concordia Üniversitesi'nde yayınlanan konuyla ilgili son araştırmanın ortak yazarı Anders Bjørn, SBTi'yi şirketlerden daha fazla şeffaflık talep etmeye çağırdı. SBTi kapsamında iklim hedefleri belirleyen şirketler, hedeflerini belirlemek için hangi yöntemleri kullandıklarını genellikle açıklamıyorlar. Yöntemde bir seçim olduğundan söz bile edilmediğinden bahseden Bjørn şirketlerin hedeflerinin küresel emisyon bütçesini nasıl paylaşacaklarına dair bir etkisi olduğu konusunda dürüst olmaları gerektiğini ekledi.
 
İklim krizinin olumsuz etkilerinden şirketlerin somut eylemleri olmadan kurtulmak neredeyse imkansız. Dünyadaki karbon salımının çoğunluğundan sorumlu olan şirket faaliyetlerinin daha şeffaf yöntemlerle ölçülmesi ve açık hedefler belirlenmesi 1,5°C hedefine ulaşabilmek için oldukça önemli.
 
 

SHARE: