Menu TR

S360Mag

20 August

Yerel gıda hareketine neden katılmalıyız?

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

COVID-19 pandemisi, insanların gıdaya bakışını ve tedarik zincirlerine duyduğu güveni büyük ölçüde etkiledi. İnsanlar artık gıda tedarik zincirlerinin ertesi gün düzgün işleyip işleyemeyeceğini kestiremiyorlar. Karantinaya bağlı işçi kısıtlamaları, lojistik problemler ve arz ve talepte oluşan oynaklıklar, sağlık krizinin yanı sıra gıda krizinin de ortaya çıkmasına sebep oluyor. Dolayısıyla pandemi, bize halihazırda işleyen küresel gıda sisteminin bilinmeyen güçsüz taraflarını gösteriyor.

Bununla birlikte, küresel gıda krizi tehdidinin, yerel gıda hareketini güçlendirerek önlenebileceği belirtiliyor. Pandemi ve yerel gıda sisteminin ilişkisini inceleyen araştırmaların çıktılarıyla birlikte birçok saygın kurum ve kuruluş da yerel gıda hareketinin önemine dikkat çekiyor. Örneğin Dünya Ekonomik Forumu (WEF), pandemi sonrası dönemde ülkelere ve tüketicilere yerel öncelikleri ele alan daha kısa, daha temiz ve daha adil tedarik zincirlerine sahip yerel gıda sistemlerinin desteklenmesi tavsiyesinde bulundu. Cambrige Üniversitesi ise pandeminin yerel gıda sistemleri üzerine etkisini küresel gıda güvenliğinde yeni bir sayfa olarak tanımlarken, Ipsos Mori ve Gıda Standartları Ajansı’nın yürüttüğü bir araştırmada pandemi sonrasında yerel gıdaya yönelimin pandemi öncesine göre yüzde 35 artması da bu yönlü argümanları destekleyici nitelikte görünüyor.

Yerel gıda inisiyatiflerinin neden desteklenmesi gerektiğiyle ilgili pandemi ile birlikte gün yüzüne çıkan ya da belirginleşen 5 önemli nokta bulunuyor:

1- Yerelde üretilen gıda, topluluklara sosyal fayda getiriyor

Uzun ve karmaşık tedarik zincirlerinin insani ilişkiler kurmayı, satıcılarla ve satın aldıklarımızla bağ kurmamızı zorlaştırdığı vurgulanıyor. Yerelde üretilen gıda ürünlerini almak tercih edildiğinde ise yetiştirici ya da satıcıyla kurulan doğrudan bağ, yerel topluluklar içinde uzun vadeli güvene dayanan ve samimi ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Üstelik, pandemi ve karantina döneminde yereldeki samimiyetin artması ve iletişimin güçlenmesi herkes için daha faydalı görülüyor.

2- Yerelde üretilen gıda, yerel ekonomilere katkı sağlıyor

Küçük işletmeler ve yerel üreticiler; karantina, hareketliliğin kısıtlanması ve talebin azalması sebebiyle pandemiden ciddi bir şekilde etkilendi. Bunu tersine çevirmek yerelde üretilen gıdaya yönelerek ve yerel üreticiyi destekleyerek mümkün olabilir. Ayrıca yerel halkın kendi topluluğundaki üreticiden satın alması sayesinde gıda ihtiyaçlarını karşılaması ve üreticinin de bu yerel döngüyü devam ettirmesi, paranın topluluk içinde kalmasını, başka ihtiyaç sahiplerine de ulaşmasını ve topluluk refahının artmasını sağlıyor.

3- Yerelde üretilen gıda daha sağlıklı ve güvenli

Uzun tedarik zincirleri, gıdanın son kullanıcıya ulaşana kadar bozulmaması için daha olgunlaşmamışken koparılmasına ve tam olgunlaşmamış halde satılmasına sebep oluyor. Olgunlaşmamış gıdaların besleyicilik açısından son kullanıcıya vaat ettiğinden daha az fayda sağladığı farklı çalışmalar tarafından vurgulanıyor. Uluslararası bilimsel bir dergide yer verilen bir araştırmaya göre, yerelde üretilen brokoli, ithal edilen brokoliye göre iki kat daha fazla C vitamini içeriyor. Bu sebeple, yerelde üretilen gıdaların tercih edilmesi, sağlık ve beslenme açısından da daha faydalı görülüyor. Ayrıca, uzun tedarik zincirlerinde gıdaların dayanıklılık adına daha çok kimyasala ve süreçte daha fazla kirliliğe maruz kalmaları yerelde üretilen gıdaların daha güvenli olduğunu da ortaya koyuyor.

4- Yerelde üretilen gıda tedarik zinciri aksaklıklarına karşı daha dayanıklı

Uzun tedarik zincirleri dünyanın farklı coğrafyalarındaki farklı ülkeler üzerinden üretim ve dağıtımın gerçekleşmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla pandemi gibi kriz durumlarında zincirler uzadıkça zincirin bozulma riski de ülke sayısına bağlı olarak artıyor. Örneğin, yol üzerinde yer alan bir aracı ülkenin ülkeye giriş çıkışı kısıtlaması, gıdanın sevkiyatı açısından beklenmedik aksamalar yaratabiliyor. Buna karşın, yerel üreticiler işçi, ulaşım, dağıtım ya da paketleme noktalarında başka aracılara bağımlı olmadan da ürettiklerini alıcıya ulaştırabiliyorlar. Dolayısıyla da müşterilerine pandemi gibi kriz dönemlerinde risksiz, dayanıklı ve kesintisiz bir ürün hizmeti sağlayabiliyorlar.

5- Yerelde üretilen gıda çevre için daha iyi

Yukarıdaki argümanların yanı sıra çevre aktivistleri tarafından uzun tedarik zincirlerinin ortaya çıkardığı karbon salımının ve çevresel etkinin yıllardır vurgulandığını unutmamak gerek. Pandemi olsun ya da olmasın, kısa üretim zincirlerinin uzun zincirlere göre doğaya daha az zarar verdiği ve daha az atığa sebep olduğu uzun süredir biliniyor. Bu sebeple de yerelde üretilen gıdaların tercih edilmesi için en temel sebep, sürdürülebilir ve çevre dostu bir şekilde gıdaya ulaşımı mümkün kılıyor olmasından geçiyor. Ayrıca, yerel üreticiler topluluklarla daha şeffaf ilişkiler kurmak zorunda olduğu için, bu üreticilerin her konuda çok daha sorumlu ve hesap verebilir davranmaları gerekiyor ve bu da onları daha sürdürülebilir ve temiz gıdalar üretmeye teşvik ediyor.

Küresel gıda sisteminin gıdaya ulaşımı ve çeşitliliği arttırarak herkes için faydalı olduğu yadsınamaz bir gerçek. Bunun yanı sıra, yerel gıda üretiminin mevsimsellik ya da bölgesel iklim koşulları nedeniyle daha kısıtlı olduğu da kabul ediliyor. Ancak yukarıdaki argümanlarla bağlantılı olarak yerel gıda sistemlerini güçlendirmek, bireylerin birden çok seçeneği olabilmesi ve istendiğinde tanıdık, güvenilir ve sürdürülebilir ürünlere ulaşabilmesi açısından çok önemli bir yere sahip. Bu sayede kriz anlarında insanların temel ihtiyaçlarına ulaşma endişesi yaşaması engellenebilir ve teknoloji yerel gıda sistemlerinin güçsüz yanlarının iyileştirilmesi konusunda yardımcı olabilir. E-ticaret sisteminin yarattığı fırsatlar yerel üreticiler için daha büyük pazarlara açılmayı ve daha sürdürülebilir bir gıda akışı oluşmasını sağlarken aynı zamanda ürün çeşitliliğini artırmalarını da sağlayabilir.

Koronavirüs döneminin getirdiği tecrübelerin ve gıdaya yönelik kriz endişesinin unutulması kısa vadede zor görünüyor. Bu sebeple yerel üreticilerin kalkınması ve yerel sistemlerin büyümesi için toplulukların, devletlerin ve şirketlerin konunun önemini kavramaları ve desteklemeleri her zamankinden daha önemli. Eğer bu sistem desteklenirse pandemi sonrası dünya sosyal, ekonomik, sağlıksal ve çevresel olarak herkes için daha iyi bir yer haline gelebilir.

SHARE: