Menu TR

S360Mag

4 June

Avrupa Birliği Taksonomisi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

*Bu haberi 4 dakika içinde okuyabilirsiniz.

Avrupa Birliği (AB) Taksonomisi’nin, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın temel aracı olması ve etkisinin Avrupa sınırlarının da dışına çıkması bekleniyor. Bu nedenle AB sınırları içerisinde operasyonlarını sürdüren yabancı kökenli şirketlerin ve pazarların Taksonomi’nin yaptırımlarından ve sonuçlarından haberdar olması büyük önem arz ediyor.

Taksonomi, çevresel açıdan sürdürülebilir ekonomik faaliyetleri belirleyen bir sınıflandırma sistemi oluşturuyor. Bu kapsamda faaliyetlerin altı çevresel hedefe yönelik etkisi performans kriterlerine dayandırılarak değerlendiriliyor: iklim değişikliğini hafifletme; iklim değişikliğine uyum; su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması; döngüsel ekonomiye geçiş, suyu koruma ve geri dönüşüm; kirliliğin önlenmesi ve kontrolü. Başka bir deyişle, Taksonomi, neyin "yeşil" olarak kabul edilebileceğini ve neyin olamayacağını açıklayan bir mekanizma.

AB Taksonomisi’nin, 2030 iklim ve enerji hedeflerine katkıda bulunmanın yanı sıra, AB'yi 2050'ye kadar iklim nötr olmaya yönlendirecek bir yol haritası sunan Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın hedeflerini de destekleyeceği öngörülüyor. Açıklamalara göre, belirli tarama kriterlerini tanımlayarak çevresel olarak sürdürülebilir faaliyetlerin bir listesini oluşturan Taksonomi, şirketler, yatırımcılar ve politikacılar için neyin “yeşil” olduğuna dair net tanımlar sağlanmasını amaçlıyor. Ayrıca, Taksonomi’nin tarım, inşaat, bilgi iletişim teknolojileri, imalat, ulaşım, kamu hizmetleri ve finans dahil olmak üzere bir dizi sektörde çevresel olarak sürdürülebilir olduğu kabul edilen faaliyetlere yatırımın artmasını sağlaması bekleniyor.

AB'de yerleşik olan, faaliyet gösteren veya yatırımcıları olan şirketlerin, Taksonomi’ye, özellikle aşağıda bahsedilen altı nokta çerçevesinde dikkat etmeleri gerektiği düşünülüyor.
 
        1. Yatırımcılar, işletmelerin faaliyetlerinin AB Taksonomisi ile ne ölçüde uyumlu olduğunu sorgulayabilir.AB Taksonomisi’nin amaçlarından biri Avrupa düzeyindeki birçok mali mekanizmanın temelini oluşturmak olduğundan Avrupalı kurumsal yatırımcıların ve varlık yöneticilerinin, sürdürülebilir fonlarının AB Taksonomisi’ne nasıl uyum sağladığını açıklaması gerekecek. Bu nedenle yatırımcılar, şirketlere faaliyetlerinin Taksonomi ile ne kadar uyumlu olduğunu sorarak yatırımlarını şekillendirebilir.
Finansal Olmayan Raporlama Direktifi (NFRD) uyarınca, 500'den fazla çalışanı olan ve kamu yararına çalışan şirketlerin, sürdürülebilirlikle ilgili politikalar dahil olmak üzere yıllık raporlarda finansal olmayan bilgileri de açıklamaları gerekiyor. Bu nedenle NFRD’nin de AB Taksonomisi’ni içerecek şekilde düzenlenmesi gerektiği tartışma konuları arasında. NFRD kapsamına giren şirketlerin, Taksonomi ile uyumlu olarak, faaliyetlerinin çevresel sürdürülebilirlikle nasıl ve ne ölçüde ilişkili olduğuna dair bilgileri şeffaf bir şekilde açıklaması istenebilir.

       2. Şirketler, ilk adım olarak faaliyetlerinin Taksonomi ile uyumlu olup olmadığını değerlendirebilir.

Taksonomi, ekonomik faaliyetlerin düzenlemede tanımlanan altı çevresel hedeften en az birine "büyük ölçüde katkıda bulunması" gerektiğini, diğer beş çevresel hedeften herhangi birine "önemli bir zarar vermemesi" gerektiğini ve "minimum güvenlik önlemleri" ile uyumlu olması gerektiğini ortaya koyuyor.

Avrupalı yatırımcılara sahip şirketler bu Taksonomi’yi kullanarak, ekonomik faaliyetlerinden hangilerinin çevresel olarak sürdürülebilir olarak değerlendirildiğini ölçebilir ve bu doğrultuda aksiyon alabilir. Şirketler daha sonra, Taksonomi ile uyumlu olmayan faaliyetlerden kaynaklanan potansiyel yasal ve finansal riski azaltmak için uygun adımları düşünebilir ve faaliyetlerini Taksonomi ile uyumlu hale getirmek için yeni fırsatları keşfedebilir.

        3. Diğer pazarlar da kendi taksonomilerini oluşturmaya başlıyor.

Kanada, Japonya, Malezya, Singapur, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere diğer pazarlar da kendi taksonomilerini oluşturmak için değerlendirme sürecindeler.

Ayrıca, Finansal Sistemi Yeşillendirme Ağı (NGFS) tarafından da politika yapıcılara, ilgili paydaşlara ve uzmanlara ekonomik faaliyetlerinde Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) şeffaflığı sağlayan sınıflandırmalar geliştirmeleri ve benimsemeleri tavsiye ediliyor. Uluslararası Sürdürülebilir Finans Platformu (IPSF) Ekim ayında, farklı yetki alanlarındaki taksonomiler arasındaki ortaklıkları belirlemek ve sınır ötesi yeşil yatırım ölçeğinin büyümesini desteklemek için bir "ortak zemin taksonomisi" üzerinde çalışmak üzere, AB ve Çin'in ortak liderliğinde bir çalışma grubu kurdu.

        4. AB Taksonomisi Avrupa'nın ötesindeki işletmeleri de etkileyecek.

Avrupalı yatırımcıları olan işletmelerin AB Taksonomisi’ne uyumunun sorgulanması oldukça muhtemel gözüküyor. Dahası, küresel olarak faaliyet gösteren Avrupalı şirketlerin de AB Taksonomisi merceğini küresel operasyonlarına uygulaması bekleniyor. Taksonomi her ne kadar bir Avrupa yönetmeliği olsa da Avrupa ile iş yapan yabancı pazarlar üzerinde de etkili olacağı öngörülüyor.

       5. AB Taksonomisi sadece çevre ile ilgili değil.

Taksonomi ile uyumlu olmak için, işletmelerin aynı zamanda OECD Çokuluslu Şirketlere İlişkin Kılavuz İlkeleri ile Birleşmiş Milletler İş ve İnsan Hakları Kılavuz İlkeleri’nin asgari sosyal güvencelerini de karşılaması gerekiyor.

       6. Zorunlu raporlamanın 1 Ocak'ta başlaması planlanıyor.

Avrupa Komisyonu, Taksonomi’nin kullanımını kolaylaştırmak için bir bilişim teknolojileri aracı oluşturuyor ve bu aracın 2021'in ilk yarısında kullanıma sunulması bekleniyor. Yatırımcıların, 2021 raporlama dönemini kapsayacak şekilde, ÇSY fonlarının iklim etkilerinin azaltımı ve iklim adaptasyonuyla uyumu hakkında 1 Ocak'a kadar rapor vermesi gerekecek.
 

SHARE: