Menu TR

S360Mag

10 December

Pandemi ile akıllı telefon kullanımı artık lüks değil, bir ihtiyaç

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

COVID-19 nedeniyle Türkiye’de Mart ayında uzaktan eğitim sistemine geçen okullar yeni eğitim-öğretim döneminde kademeli olarak açılmaya başlamışken, Kasım ayındaki açıklamalar sonrasında öğrenciler bir kez daha uzaktan eğitime geçiş yaptı.
 
Türkiye’de karşılaştığımız bu durum, dünyanın çeşitli bölgelerinde de benzer şekilde yaşanıyor. Okul çağındaki yaklaşık 1,2 milyar çocuk pandemi nedeniyle okulların kapanmasından etkilenmiş durumda ve uzaktan eğitim sistemine uyum sağlamaya çalışıyor.
 
Uzaktan eğitimin bir zorunluluk haline gelmesiyle teknolojiye ve eğitim araçlarına erişim önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Öğrencilerin eğitimlerine devam edebilmesi için bilgisayar, akıllı telefon, televizyon, radyo, internet, elektrik gibi cihaz ve hizmetlere erişimlerinin olması büyük önem taşıyor.
 
UNICEF ve Uluslararası Telekomünikasyon Birliği tarafından hazırlanan uzaktan eğitime erişim konulu yeni bir rapora göre, dünya genelinde 25 yaş altı çocuk ve gençlerin üçte ikisinin evlerinde internet bağlantısı bulunmuyor. Rapor ayrıca ülkeler, bölgeler ve kır/kent arasında “dijital uçurum”a (digital gap) yol açacak bir fark tespit ediyor.
 
Öğrencilerin uzaktan eğitime erişim sorunu yaşadığı yerlerden birisi de Hindistan. Hafta boyu süren sıkı karantina kurallarının Haziran ayından itibaren hafifletilmesine rağmen ülkenin pek çok kısmında kısıtlamalar hala devam ediyor. Vaka sayılarının hızlı bir şekilde artışını sürdürmesi ve kısa zaman önce 1 milyonu geçmesi kısıtlamaların devam etmesindeki en temel etken.
 
Okulların yakın gelecekte açılma olasılığına dair hiçbir somut veri olmadığından, çocuklarının okula devam etmesini, derslerini takip etmesini isteyen düşük gelir grubundaki aileler, bütçelerinin büyük bir kısmını ucuz veya ikinci el akıllı telefon almak için kullanıyor. Ülkedeki 240 milyon öğrenci sayısı, özellikle kırsal bölgelerde ucuz maliyetli cihazlar için yepyeni bir satış potansiyeli oluşturuyor.
 
Bu potansiyel kitle arasında, Kuzey Hindistan’da bir çiftçi olan ve sahip olduğu tek ineği satarak elde ettiği geliri çocuklarının uzaktan eğitime devam edebilmeleri için akıllı telefon satın almak için kullanan Kuldip Kumar da bulunuyor.
 
Hindistan, Çin’in ardından en büyük ikinci akıllı telefon piyasasına sahip ülke ve 1 milyara ulaşan telefon kullanıcısının yarısı internet erişimi olan bir telefona sahip. Mckinsey’nin yayınlamış olduğu 17 ülkeyi kapsayan çalışmaya göre ise, dijitalleşme hızı açısından değerlendirildiğinde yalnızca Endonezya, Hindistan’dan daha iyi performans gösteriyor. Fakat, ülkenin akıllı telefon sahipliği ve internet erişimi konularında elde ettiği gelişmeler, uzaktan eğitime geçiş ile beraber meselenin farklı bir yönünü de ortaya çıkardı: dijital bölünme (digital divide).
 
Pazar araştırması şirketi International Data Corporation’ın araştırma direktörü Navkendar Singh, Hindistan’daki akıllı telefon pazarının son üç yılda büyüdüğünü açıklasa da cep telefonu kullanıcılarının pek çoğu için dijitale geçiş yapmanın hala oldukça pahalı olduğunu belirtiyor. Singh, ‘Akıllı olmayan cep telefonlarının fiyatı 1000 rupiden az iken akıllı telefonlar 3000-4000 rupi arasında değişkenlik gösteren fiyatlara sahip. Sadece ekran değişikliği yapmanın maliyeti bile 1000 rupiden fazla olabiliyor. Bu durumda insanların akıllı telefon almasını nasıl bekleyebilirsiniz?’ diyerek pahalılık konusuna vurgu yapıyor.
 
Televizyon ve akıllı telefon gibi dijital cihazlara sahip olmayan 14 yaşında bir genç kızın uzaktan eğitime erişememesinden ötürü intihar etmesinin ardından dikkatler en ucuz akıllı telefonları dahi karşılayamayan düşük gelirli ailelere çevrilmiş durumda.
 
Üstelik uzaktan eğitimin önündeki tek engel, akıllı telefona erişimin sınırlı olması değil. Maharashtra’nın Panchgani bölgesinde kimya öğretmeni olan Moumita Bhattacharjee internet çekim gücünün düşük olması nedeniyle sorun yaşıyor. Bu problemi derslerini önceden kaydederek ve öğrencilerin kayıtları sonradan indirmesini sağlayarak çözmeye çalışıyor.
 
İnternetin çekmemesi, akıllı telefon maliyetleri ve ekran karşısında geçirilen uzun süreler kişileri eğitimlerin çevrimdışı uygulanabilme olasılıklarına dair düşünmeye teşvik ediyor. Bu kapsamda yapılan yeni bir çalışma sonucunda ülkede 1. sınıftan, 12. sınıfa kadar öğrenciler için tasarlanmış derslere, ‘tek ders-tek kanal’ girişimiyle beraber televizyonlardan ve radyodan ulaşılabilecek.
 
Bu konuda başka bir çözümü ise, Hindistan’ın 19 bölgesinde eğitim alanında faaliyetlerini sürdüren sivil toplum kuruluşu Pratham sunuyor. Pratham, ders ve ödev içeriklerini ailelere SMS yoluyla ulaştırıyor ve Pratham gönüllüleri köylerde dersleri hoparlörler aracılığı ile yayınlamak için organize oluyor. Bu sayede akıllı telefonu olmayan öğrencilerin de eğitime erişimi sağlanabiliyor.
 
Ancak bütün bu yapılanlar, en düşük gelirli ailelerinin çocuklarının eğitimlerini yarıda bırakmasına engel olamıyor.  Sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösteren Caritas India’nın 600 göçmen işçi üzerinde yaptığı çalışmaya göre, göçmenlerin çocuklarının %46’sı karantina süresince eğitim almayı bıraktı. Pune’da öğretmenlik yapan Vibhute’un aktardıklarına göre ise, karantina sebebiyle işsiz kalan göçmen işçilerin memleketlerine dönmeleri sonucunda pek çok öğrenciyle iletişimleri kesilmiş durumda.
 
Yaşanan zorluklara rağmen çevrimdışı eğitim olanakları geliştirilene kadar çevrimiçi derslerin devam etmesi ve öğrencilerle iletişimin kesilmemesi büyük bir önem taşıyor. Bir taraftan da bu önemli meselenin çözüme kavuşturulması için akıllı telefon gibi uzaktan eğitime erişim için zorunlu olan cihazların bir ihtiyaç olduğu hatırlanarak, dijital bölünmeyi önleyici politikalar oluşturmak, alternatif çözüm yolları üretmek şart.
 

SHARE: