Menu

10 December

İklim için akıllı yatırımlar, toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlıyor

*Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Dünya, finansal kaynakları etkin bir şekilde yönlendirerek hem küresel ısınma hem de toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadelede önemli ve eşzamanlı ilerleme kaydedebilir.

Kadınlar, gelişmekte olan ülkelerde tarımsal işgücünün %43'ünü oluştursa da sektöre yapılan yatırımın yalnızca yaklaşık %7'si kadınlar için harcanıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'ne göre, kadın çiftçilere daha fazla yatırım yapmak, tarımsal verimi %30'a kadar arttırabilir. Bu oran, iklim değişikliği nedeniyle 2030 yılına kadar üretimde beklenen düşüşü dengelemeye neredeyse yetecek bir miktar.

Bu durum, iklim ve toplumsal cinsiyetin nasıl derinden iç içe geçtiğinin sadece bir örneği. Kadınların geçim kaynakları genellikle ormanlara, nehirlere, göllere ve okyanuslara bağlı ve bu kaynaklar hakkındaki bilgileri kaynakları koruma çabalarına öncülük edebilir. Kadınlar çoğunlukla, selden, sıcak hava dalgalarından veya orman yangınlarından kurtulmak için yeterli finansal kaynağa sahip olmadığı için iklim değişikliğinden erkeklerden daha fazla etkileniyor, bu sebeple iklim değişikliğiyle mücadele adına finansal kaynakları arttırmak kadınların ekonomik güçlenmesi için büyük önem taşıyor.

İklim değişikliği kadınların hayatlarını derinden etkilese de üst düzey iklim tartışmaları veya politika girişimleri kadınların koşullarını, ihtiyaçlarını ve görüşlerini nadiren dikkate alıyor. Bu hem adaletsiz hem de ileriyi göremeyen bir yaklaşım. Tüketiciler, topluluk liderleri, işçiler ve girişimciler olarak oynadıkları büyük rol göz önüne alındığında, iklim projelerinin başarılı olması için kadınların katkısına ihtiyaç var.

Kadınlara yatırım yapmanın iş hayatını olumlu etkilediğini zaten biliyoruz. Kadınların liderlik pozisyonlarının en az yarısını oluşturduğu işletmeler daha yüksek satış büyümesine ve daha yüksek kara sahip olurken, varlıklarından daha iyi bir getiri sağlıyor. Tüketici satın alma kararlarının yaklaşık olarak %80'ini kadınlar aldığından, daha güçlü kadın temsiline sahip firmalar genellikle daha çok satan ürünler üretiyor.

Ancak kadınlara yatırım yapmak, yalnızca ekonomi için değil aynı zamanda iklim açısından da mantıklı. Kadınların sürdürülebilirlik odaklı iş kurma olasılığı erkeklerden daha fazla. Yönetim kurullarında kadınların bulunduğu şirketlerin enerji verimliliğini artırması, maliyetleri düşürmesi ve yenilenebilir enerji üretimine yatırım yapması ihtimali daha yüksek. Benzer şekilde, beş yıllık bir süre içinde yönetim kurullarında kadın temsilini arttıran şirketlerin enerji tüketimlerinin yoğunluğunu azaltma olasılığı %60, sera gazı salımlarını azaltma olasılığı %39 ve su kullanımlarını azaltma olasılığı %46 daha yüksek.

Giderek artan sayıda yatırımcı, şirketleri yalnızca finansal performansları temelinde değil, aynı zamanda çevresel ve biyoçeşitlilik taahhütleri ve toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik etme çabaları açısından da değerlendiriyor. Latin Amerika merkezli bir biyoçeşitlilik yatırım şirketi olan EcoEnterprises, bölgedeki çevresel açıdan sürdürülebilir işletmelerin operasyonlarını büyütmelerine ve kırsal alanlardaki kadınlara ekonomik fırsatlar sağlamalarına yardımcı olma konusunda sağlam bir geçmişe sahip ve bu yatırımcı ilgisinden faydalanıyor.

EcoEnterprises, Tammy Newmark adlı bir kadına ait ve yönetim ekibinin neredeyse tamamen kadınlardan oluşuyor. Şirket bugüne kadar üç yatırım fonu için para topladı. Avrupa Yatırım Bankası (The European Investment Bank- EIB)'nın yaklaşık 20 milyon dolar yatırım yaptığı üçüncü fon, sermayesinin %15'ini kadınlara ait veya kadınların yönettiği şirketlere yatırım için kullanacak ve portföyündeki firmaları %50 kadın istihdamı için zorlayacak. Bu hedefler, fonun, başlangıcından bu yana EIB tarafından desteklenen ve kadınların ekonomik katılımını artırmak için 15 milyar dolar toplamayı hedefleyen küresel bir girişim olan 2X Challenge'a hak kazandığı anlamına geliyor.

Örneğin, EcoEnterprises yatırımlarından biri olan Kolombiya'daki bir organik meyve bahçesi, erkek egemen işgücünü yeniden dengelemek için kadınları işe alıyor ve iki kadını insan kaynakları başkanı ve operasyon başkanı olarak üst düzey pozisyonlara terfi ettirdi. Bu tür yatırımlar, biyolojik çeşitlilik ve cinsiyet eşitliğinin doğal olarak birbirini nasıl tamamlayabileceğini gösteriyor. İki hedefe birlikte odaklanmak, bir projenin etkisini arttırırken riski azaltıyor.

Doğru yapılırsa, iklim değişikliği projeleri kadınların potansiyeline yatırım yapmak için eşsiz bir fırsat sağlayabilir. Yeşil ekonomik geçişin önümüzdeki yıllarda milyonlarca iş yaratması bekleniyor. Kadınların bu yeni fırsatları yakalama becerilerine sahip olmalarını sağlamak, kalıcı işgücü piyasası eşitsizliklerini ve toplumsal cinsiyete bağlı gelir farklarını azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak kadınlara bu şansı sağlamak, toplumsal cinsiyete duyarlı politikaların işe alım ve yükselme olmak üzere istihdamın tüm yönlerine entegre edilmesini gerektiriyor.

Aynı şekilde, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmak, dünya çapında kadınların fırsatlarını ve ekonomik katılımını iyileştirmeye bağlı. Bu ihtiyacın farkında olan EIB, projelerine toplumsal cinsiyeti dahil ediyor. 2019 yılından bu yana yatırımlarında, kadınların sahip olduğu ve kadınların yönettiği firmalarda kadın istihdamı ve yatırım düzeylerini tanımlayan kadınların ekonomik katılımını artırmak için 15 milyar dolar toplamayı hedefleyen küresel bir girişim olan 2X Challenge kriterlerini uyguluyor. Bu tür uluslararası kabul görmüş kriterler, EIB'nin ve ortaklarının toplumsal cinsiyet etkisini daha iyi ölçmesine ve neyin en iyi sonucu verdiğini değerlendirmesine yardımcı oluyor. EcoEnterprises’ın koyduğu hedeflerin 2X Challenge'a hak kazandığı anlamına geliyor.

Ek olarak, EIB yakın zamanda, Birleşik Krallık'ın kalkınma finansmanı kurumu olan CDC Group ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı akıllı iklim finansmanı için bir rehber geliştirdi. Rehber, yatırımcılara kadınları iklim yatırımlarına entegre etmek için araçlar sağlıyor.

BM Genel Sekreteri António Guterres’in geçtiğimiz günlerde söylediği gibi toplumsal cinsiyet ayrımını ortadan kaldırmak yalnızca kadınlar ve kız çocukları için bir adalet meselesi değil, insanlık için çığır açacak bir yaklaşım ve kaynakları etkin şekilde kullanarak iklim krizi ve cinsiyet eşitsizliği mücadelesini eş zamanlı yürütmek mümkün.
 

SHARE: