Menu TR

S360Mag

12 November

İş dünyasında sürdürülebilirlik nasıl olgunlaştı?

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Sürdürülebilir yatırım için iş dünyasının önünde çok önemli fırsatlar yer alıyor. Fakat bu fırsatların hayata geçirilmesi için hükümetlerin ve düzenleyici kuruluşların desteğine, onlarla birlikte gelecek finansal kapitale ve yumuşak güce ihtiyaç var. Devlet, düzenleyici kuruluşlar ve yatırımcılar gibi aktörler arasında sağlanabilecek güçlü bir işbirliği özel sektör için sadece yeni ve sürdürülebilir bir gelecek yaratma imkanı sunmuyor, bunun da ötesinde, toplum ve iş dünyası için uzun vadeli bir değer üretimi de mümkün.
 
2019’da, etki yatırımları olarak tanımlanan yanifinansal getirinin yanı sıra ölçülebilir, faydalı bir sosyal veya çevresel etki yaratmak amacıyla şirketlere, kuruluşlara ve fonlara yapılan yatırımlarküresel markette 715 milyar dolardı. Bu rakama, finansal boyutunun dışında bir perspektifle bakacak olursak artık, şirketlerin ve yatırımcıların hissedarları için önemli finansal getiriler elde etmenin yanında, yeni bir motivasyonlarının olduğu da açıkça görmek mümkün: Büyümeyle beraber, tüm paydaşlar için daha adil bir dünya inşa etmek.
 
Şirketlerin ÇSY (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) etkilerine net bir şekilde odaklanmaları, son yıllarda yatırımcıların dünyayı önemli ölçüde etkileyen problemlere karşı ilgisini paralel bir şekilde artırdı. Şirketlerin, hedeflerini karşılaştığımız problemlere çözümler sunacak bir perspektifle yeniden inşa etmesi, iş dünyası için tarihi bir fırsat olabilir.
 
İş dünyası, bu noktada daha adil ve ilerici bir toplum yaratmak için sahip olduğu sorumluluktan vazgeçemez bir konumda yer alıyor. Çünkü daha sürdürülebilir, dirençli ve piyasa eksenli bir özel sektör için böyle bir toplum, ihtiyaçtan öte bir önkoşul olarak karşımıza çıkıyor. 
 
Tarihsel olarak bakıldığında yatırımcılar, sürdürülebilirlik alanında yapılabilecek yatırım olanaklarını dar getirisi olan yatırımlar sınıfında nitelendiriyordu. Fakat bu düşünce biçimi yıllar içerisinde büyük bir dönüşüm geçirdi. Çünkü artık yatırımcılar, emeklilik fonları ve finansal kurumlar yatırım yaptıkları şirketlerden, elde ettikleri riske uyarlanmış getirilerin, ÇSY performanslarını takip etmelerini ve raporlamalarını istiyor.
 
Bunun da ötesinde, insana, refaha ve dünyaya odaklanan bir iş dünyasının uzun vadeli yeni bir iş değeri üretebileceğine dair önemli kanıtlar bulunmakta. Bahsedilen bu yeni değer, kullanılan binalarda enerji tasarrufu yaparak ve üretim süreçlerinde ortaya çıkan karbon salımını azaltarak veya varlıkların, otomasyon ve dijitalleşme ile birlikte daha yaşanabilir hale getirilmesiyle elde edilebilir.
 
Liste bu şekilde uzayıp gittikçe iddialar da güçleniyor. Örneğin gayri menkullerin satın alınabilirliği, yaşanabilirliği ve dayanıklılığı için ÇSY’lere yapılan yatırımlar dengeleyici bir faktör olmanın ötesinde önemli getiriler elde etmek adına avantajlı bir yol sunuyor. 
 
ÇSY ve değer yaratma
 
Küçük veya büyük fark etmeksizin işletmelerin tamamının 2020’de tek bir hedefi var: Ekonomik olarak hayatta kalma. Bu hedefin ötesine geçmek ise oldukça güç, fakat işletmeler eğer tekrar bir büyüme eğrisi istiyorlarsa uzun vadeli planlara da sahip olmalılar. Bununla birlikte, hayatta kalma mücadelesi verirken, daha fazla maliyetlerle uzun vadeye yönelik yatırımlar yapmak oldukça zor olduğunu kabul etmek gerek.
 
Gayri-menkul alanında uzman Knight Frank’in 2019’da yayınladığı rapora göre, yatırımcılar sahip oldukları birikimlerini giderek enerji tasarruflu ve sürdürülebilir yapılara yönlendirmeye başladı. Yeni ve karmaşık teknolojiler uygulamak ayrıca bir yatırım ihtiyacı doğururken, yüksek kira gelirleri ve düşük operasyonel maliyetleri bu yatırımlar için olan ihtiyacı dengeliyor.
 
Enova ve Siemens ortaklığında hayata geçirilen bir proje bunun için iyi bir örnek olabilir. Birleşik Arap Emirlikleri’nde Majid Al Futtaim’in sahibi olduğu 13 otelde, 22,5 milyon dirhemlik enerji tasarrufu sağlayacak bir proje geliştirildi. Bunun sonucunda, her yıl 5,5 milyon dirhemlik tasarruf beklenirken, sadece 4 yılın sonunda, yapılan yatırım maliyetini karşılamış olacak. Yan gereksinimlerin ve maliyetlerin en büyük operasyonel masrafı oluşturduğu gayri menkul varlıklarda, özellikle bu ölçekte enerji tasarrufları uzun vadede büyük bir finansal etki potansiyeline sahip.
 
Yeşil yatırım için yeni bir market 
 
Her ne kadar geçmişte, sürdürülebilirlik ve ÇSY odaklı yatırımlara şüpheyle yaklaşılmış olsa da sürdürülebilirlik, iş dünyasında ve yatırımlarda yeni ve yükselen bir trend haline geldi. Özellikle, finansal sektörde yeşil tahvillere ve ÇSY odaklı yatırımlara doğru ortaya çıkan ilgi bunun açık bir göstergesi. 2019’da yeşil tahvil piyasası, Çin, ABD ve Fransa’nın öncülüğünde tüm dünyada, 255 milyar dolara çıktı. Yeni göreve gelen Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Legarde da küresel ısınma ile mücadelede yeşil bir dönüşüm için 2,8 trilyonluk bir varlık alım şemasına sahip olduklarını özellikle vurguladı.
 
Pandemi sonrasında iyileşme süreci Profesör Klaus Schwab tarafından Muhteşem Sıfırlanma’  olarak nitelendirildi ve bununla beraber daha iyi bir dünya inşa etmek adına pek çok çağrı yapıldı. Bu kapsamda, stratejik ÇSY yatırımları temel gövdeyi oluşturan parametreler arasında. Yatırımcılardan hükümetlere, şirketlerden tüketicilere kadar tüm özneler, yeşil ve daha temiz bir gelecek inşa edebileceğimiz ekosistemin oluşturulması için beraber çalışmak zorundalar.
 
Günümüzde, gayrimenkul sektörü, emlak endüstrisi yukarıda belirtilen yeşil dönüşüme liderlik etme fırsatını elinde bulunduruyor. Fakat planlanan yatırımların yapılması ve daha ileriye gidebilmesi için hükümetlerin ve düzenleyici kurumların de desteğine ihtiyaç olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor. Tüm bunların gerçekleşebilmesi için önemli ölçüde finansman ve yumuşak güç de gerekli. Eğer bahsettiğimiz tüm aktörler beraber çalışabilir ve ortak hedef doğrultusunda hareket edebilirse, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin yanında, uzun vadede hem iş dünyası hem de toplum için yeni değerler yaratılabilir.
 

SHARE: