Menu TR

S360Mag

5 March

Pandemi sonrası dünyada merkezde kadınlar olmalı

*Bu haberi 4 dakika içinde okuyabilirsiniz.

COVID-19 salgını devam ederken hükümetler bir yandan da salgının getirdiği insani ve ekonomik krizin etkilerini hafifletmek için iyileşme planları yapıyor. Pandemi boyunca paylaşılan raporlar cinsiyet lensinden bakıldığında salgından en ağır şekilde etkilenenlerin kadınlar olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Öyle ki Birleşmiş Milletler, COVID-19 salgınının kadınların eşitlik mücadelesini 25 yıl geriletebileceğini söylüyor. Bu nedenle küresel iyileşme hareketlerinin merkezinde de yine kadınların olması gerekiyor.
 
Pandemi kadın istihdamını büyük oranda azalttı
 
Daha önce yaşanılan Büyük Buhran ve 2008 Ekonomik Krizi gibi küresel krizlerin kadınlar ve erkekler üzerinde farklı etkilere sahip olması konuşulmuyordu. Ancak COVID-19 krizinde bu durum değişti. Bugün yaşanılan ekonomik durgunlukta kadınlar başrolde.
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun yayınladığı ocak ayı iş raporu da bunu doğrular nitelikte. Rapora göre, sadece ocak ayında ABD’de 71 bin erkek iş gücü piyasasından çekilirken, bu sayı kadınlar için 250 bin civarında.
 
Pandeminin ekonomik etkileri kadınların son yıllarda elde ettikleri çoğu kazanımı silme riskine sahip, bu nedenle bazı ekonomistler mevcut ekonomik durgunluğu “she-cession (kadın terki)" olarak adlandırıyor. Ulusal Kadın Hukuk Merkezi’nin (NWLC) verilerine göre, Şubat 2020'den bu yana kaybedilen 5.318.000 işin yüzde 50'den fazlasını kadınlar oluşturuyor. Ocak ayında kadın istihdamı 87 bin civarında artış gösterirken pandemi öncesi istihdam düzeylerine dönme konusunda hala erkeklerin çok gerisinde.
 
Kadın istihdamındaki gözle görülür azalmanın çeşitli nedenleri var; Kadınlar, konaklama, yiyecek-içecek ve perakende gibi salgına karşı hassas olan sektörlerde yoğun bir şekilde istihdam ediliyor. Ayrıca, genellikle, ücretli izin veya işsizlik sigortası gibi korumalardan yoksun olan, sokakta eşya satmaktan evde dikiş dikmeye kadar, kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kalan kadınlar için bu işlerin ortadan kalkması güvensiz bir ortam oluşturuyor.
 
Pandemi aynı zamanda birçok kadına eğitime uzaktan devam eden çocuklarının eğitim sorumluluklarını, ev işlerini, hasta, yaşlı ve engelli bakımını üstlenmek gibi ek sorumluluklar yükledi. Morning Consult’ın  araştırmasına göre, kadınlar pandemi boyunca evde eğitim ve ebeveynlik görevlerinde daha büyük bir pay aldılar. Ankete katılan kadınların yüzde yetmişi, karantina sırasında ev işlerinin çoğundan veya tamamından kendilerinin sorumlu olduğunu söyledi.
 
Kadınlar pandemi nedeniyle kaybettikleri işlerini yakın gelecekte geri kazanamayabilir.
 
Kadın Politikaları Araştırma Enstitüsü (IWPR) başkanı Nicole Mason, pandemi sırasında kadınların kaybettiği işlerin bir kısmının, kısıtlamalar kaldırıldığında bile geri gelmeyebileceğini söylüyor. Mason okullar ve kreşler kapalı kaldığı müddetçe işgücüne yeniden katılmak isteyen kadınlar için belirsizliğin hakim olmaya devam edeceğini ve bu nedenle de işsiz kadınların sayısının artmasını beklediğini belirtiyor. Uzmanlar kapsayıcı ve kadın merkezli iyileşme paketleri oluşturulmazsa kadınların pandemi sonrası dönemde önceki işlerinden daha düşük ücretler karşılığında çalışmak zorunda kalmalarından endişe duyuyor.
  
Kadın istihdamının ülke ekonomisine katkısı
 
COVID-19'un çalışan kadınlar üzerindeki orantısız etkisi ülke ekonomisi üzerinde de kalıcı etkiler yaratabilir. 2015 yılında yayınlanan bir McKinsey & Company raporuna göre, kadınların ekonomiye erkeklerle eşit şekilde katılması durumunda, küresel GSYİH 2025 yılına kadar yaklaşık 28 trilyon dolar artabilir. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde kadınlar COVID-19 sonrası ekonomik iyileşmeyi sağlamada çok etkili olabilir. Dünya Bankası’nın araştırması, Nijer'de istihdamda cinsiyet eşitliği sağlandığı takdirde kişi başına düşen GSYİH'sının, %25 daha fazla olabileceğini gösteriyor.
   
Kriz sonrası döneme hazırlanan hükümetlerin yapılacak yardımların hangi kesimi nasıl etkileyeceğini planlayarak hareket etmesi ve iyileşme çabalarında kadınların ihtiyaçlarına özel önem vermeleri kritik. Ülkeler ekonomik iyileşme paketlerinde aşağıdaki 3 noktayı gözeterek kadınları önceliklendirebilir.
 
1-Dijitalleşmenin hızlanması ve fırsat eşitliğinin sağlanması
200'den fazla ülke COVID-19'a yanıt olarak sosyal koruma önlemleri geliştirirken, çoğu kayıt dışı çalışanları belirleyip onlara yardım ulaştırmakta zorluk çekti. Bu da birçok kadının gözden kaçırıldığı anlamına geliyor. Pandemi sonrasını planlarken bunu gözden kaçırmamak için ülkeler, özel sektör iş birliğiyle, devlet tanıma sistemlerinin, ödeme platformlarının ve diğer kritik hizmetlerin dijitalleşmesini hızlandırabilir. Gelişmiş dijital sistemler, kayıt altında olmayan ihtiyaç sahibi kadınları tespit etmeye ve onlara ulaşmaya yardımcı olabilir.
 
2-Girişimciliğin desteklenmesi
Hükümetler, girişimci veya çalışan kadınların ekonomiye tam katılımının önündeki engelleri kaldırmalı. Salgın önlemlerinin en katı olduğu ekonomilerde, kadınlara ait şirketlerin kapanma olasılığı erkeklerin sahip olduğu şirketlere göre yüzde 10 daha fazla. Kadın girişimcilerin sayısının arttırılması, yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına, büyüme ve yeniliğin teşvik edilmesine yardımcı olacaktır. Bu nedenle hükümetler, kadınlara ait işletmelere kredi ve diğer finansman destekleri sağlamalı, kadın girişimcilerin pazara erişimini sağlamak için e-ticaret platformlarını arttırmalı.
 
Çalışanlar için de iş gücünde kadınlara karşı ayrımcılığı önlemek için yasa ve yönetmelikler gözden geçirilmeli. Ayrıca kadın çalışanlar, uygun aile izni politikaları ve kaliteli çocuk bakımı servisleriyle de desteklenmeli.
 
3-Eğitimin desteklenmesi
Son olarak bu politikalar kaliteli bir eğitimle desteklenmeli. Pandemi öncesinde de dünya bir eğitim kriziyle karşı karşıyaydı: Düşük ve orta gelirli ülkelerde 10 yaşındaki çocukların yarısından fazlası temel bir metni okuyup anlamakta güçlük çekiyor. Salgın ise bu oranları daha da kötüleştirdi. Dünya çapında, 800 milyondan fazla öğrenci okula gitmiyor ve özellikle kırsal bölgelerdeki pek çok yoksul öğrencinin uzaktan eğitime erişimi yok.
 
Kız öğrenciler, çevrimiçi eğitimde ek zorluklarla karşılaşıyor. Örneğin, hanede yalnızca bir telefon varsa, kızlardan ziyade oğlanlar tarafından kullanılıyor.Daha ağır bir ev işi yükü birçok kızın eğitime erişimini engelliyor.
 
Eğitim, gelecekteki istihdam fırsatlarının ve kadınların kendi yaşamlarını yönetebilmesinin anahtarı. Bu nedenle öğrenciler okula döndükçe, ülkeler hem kızların hem de oğlanların öğrenme sürecine yeniden katılmalarını sağlamalı. Hibrit eğitim sistemine yatırım yapılırken öğrencilerin pandemi döneminde kaybettikleri zamanı geri kazanmalarına yardımcı olacak temel ve sosyal becerilerin geliştirilmesi desteklenmeli.
 
Artan borçların devletler için endişe verici hale geldiği bir dönemde, bu önlemleri sağlayacak yatırımların yapılması olanaksız gibi gözükse de pandemi sonrası ekonomik sıkıntıların giderilmesinin yolu ekonomik büyümeyi desteklemek ve daha fazla ailenin yoksulluğa düşmesini engellemeye çalışmaktan geçiyor. Doğru politikalarla ülkeler daha güçlü ve daha kapsamlı bir şekilde pandeminin yaralarını sarabilir. Ülkeler, çağımızın en büyük zorluğuna çözüm ararken, kadınları daha güçlü bir COVID-19 sonrası dünyanın temel kurucuları olarak görmeli.
 
 

SHARE: