Menu

5 August

İklim krizi nedeniyle meydana gelen sel felaketlerine karşı nasıl daha hazırlıklı olabiliriz?

*Bu haberi 3 dakika içinde okuyabilirsiniz.

Geçtiğimiz haftalarda başta Almanya olmak üzere Avrupa genelinde ve Türkiye’de de Doğu Karadeniz’de sağanak yağışlar nedeniyle sel felaketleri yaşandı. Yalnızca Almanya’da yaşanan sel felaketinde yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetti, binlerce ev yıkıldı ve milyarlarca Euro değerinde hasar oluştu.
 
Bilim insanları, iklim krizi kötüleştikçe ani sel baskınlarının daha yaygın hale geleceği konusunda uyarıyor. İklim değişikliği sıcak hava dalgaları, yangınlar ve sellerden kaynaklanan riskleri arttıracağından hükümet, özel sektör ve bireylerin gelecekteki zararlardan korunmak için daha ciddi önlemler alması gerekiyor. Sigortacılar, iklim krizinin etkilerinden en çok endişe duyanlar arasında yer alıyor ve daha güçlü önlemler alınmadığı takdirde Birleşik Krallık'taki hanelerin ve bazı bölgelerdeki işletmelerin kendilerini sigortasız bulabilecekleri konusunda uyarıyorlar.
 
Çoğu hükümet, iklim politikalarını, iklim üzerindeki insan etkisini azaltmak ve küresel ısınmanın felaket seviyelere erişmesini engellemek için sera gazı salımını azaltmaya odaklıyor. Fakat iklim krizi nedeniyle yaşanan bu tip felaketler aşırı hava koşullarının etkileriyle başa çıkmak için acil önlemlere ihtiyaç duyulduğunu ve hükümetlerin bu tür önlemleri almanın gerisinde olduğunu gösteriyor.
 
Reading Üniversitesi'nden hidrolog Dr Jess Neumann, yoğun yaz yağışlarından kaynaklanan sellerin ileride daha sık olacağını ve hiçbir yerleşim yerinin bu baskınlara karşı hazır olmadığını belirtiyor. Yeşil alan ve bitki örtüsü eksikliği, birçok alanın taşkın riskine aldırmadan asfaltlanması felaketlerin sonuçlarını daha da kötüleştiriyor. Yerleşim yerlerini bu felaketlere hazırlamak için şehirlerin altyapılarının kapsamlı bir şekilde elden geçirilmesi gerekiyor. Uzmanlar drenaj, su tedarik sistemleri ve ulaşımın yanında enerji tedariki ve iletişim ağlarının da iklim krizi kaynaklı oluşabilecek afetlere hazır hale getirilmesi gerektiğini söylüyor.
 
Ayrıca risklere hazır hale gelmek için daha derinlemesine araştırma yapılması ve riskli bölgelerde bulunan insanlara uyarı yapacak kurumlara yatırım yapılması gerekiyor. Fakat yapılan uyarıların yetkililer tarafından yeteri kadar ciddiye alınmadığı yönünde de eleştiriler var. AB'nin Copernicus Acil Durum Yönetim Hizmeti’nin bir parçası olan Avrupa Sel Farkındalık Sistemi (EFAS), Avrupa çapında ulusal ve yerel makamlara olası seller hakkında erken bilgi sağlıyor. Birim özellikle Almanya’yı etkisi altına alan felaketten günler önce Almanya, Belçika, Hollanda, İsviçre ve Lüksemburg'daki yetkililere ve Avrupa Komisyonu Acil Müdahale Koordinasyon Merkezi'ne (ERCC) resmi sel uyarıları yaptı. Kesin tahminler geldikçe uyarılar güncellenmeye devam edildi. Tüm bu uyarılara rağmen yetkililerin önlem almakta başarısız olması ve bireylerin selin etkilerini canlandırma ve kendilerini nasıl etkileyeceğini anlama noktasında yeterli bilgiye sahip olmaması felaketin daha kötü sonuçlar doğurmasına neden oldu. Sel uyarılarının insanların evlerinin su basmış halini ve bu felaket gerçekleştiğinde kendilerini nasıl koruyacaklarını canlandırmalarını sağlayacak ve riskin ciddiyetini gösterecek şekilde geliştirilmesi gerekiyor. Açıkça görülüyor ki insanları ileride çokça karşılaşacağımız doğal afetlere karşı koruyacak uyarı sistemleri gerektiği gibi çalışmıyor.
 
İklim değişikliğinin etkilerini durdurmak mümkün olmasa da iklim krizinin yaşamlarımız üzerindeki etkisini azaltabiliriz. İklim değişikliği sıcak hava dalgaları, yangınlar ve sellerden kaynaklanan riskleri artırdığından, yalnızca karbon salımlarını azaltmanın yeterli olduğunu düşünmemeliyiz. Henüz herhangi bir hükümet karbon salımını azaltma hedefini tutturabilmiş değil, ki öyle olsa bile daha sıcak, iklim değişikliği bakımından daha değişken bir ortamın sonuçlarından kaçmak yine de mümkün gözükmüyor. Bu sebeple ileride karşılaşılacak bu risklere bugünden hazırlanmak afet yönetimi için oldukça önemli.

 

SHARE: