Menu

WE TALK

11 October

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin Küresel Isınma Özel Raporu

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, Küresel Isınma hakkında Özel Raporu’nu yayımladı. 2015 yılında tüm dünyadan birçok devletin katılımıyla imzalanan Paris Anlaşması’nın en önemli maddeleri küresel ısınmayı 2.0°C’nin altında tutmak ve 1.5°C’de sınırlamayı hedeflemek ve atmosfere yayılan karbonu 2050 itibariyle dengelemiş olmaktı. Paris Anlaşması’ndan sonra Birleşmiş Milletler tarafından toplanan panel, küresel ısınmayla ilgili tüm bilimsel literatürü bir araya getirip bu çalışmalardan sentezlenen sonuçlarla iki farklı muhtemel gelecek senaryosu sunmayı amaçlıyor. Yayımlanan son raporun ortaya koyduğu senaryolar en kısa sürede ciddi önlemler alınmazsa gezegenimizin geleceğinin parlak olmadığını gösteriyor.

Karşılaştırmalı olarak incelenen iki muhtemel gelecekten ilkinde küresel ısınma sanayi öncesi döneme göre 1.5°C artış seviyesinde kalırken ikincisinde 2.0°C’ye ulaşıyor. İklim bilimcilere göre 1.5°C hedefine ulaşmak ve büyük iklim felaketlerini önlemek için yalnızca 12 yılımız kaldı. Conservation International’ın baş biliminsanı Johan Rockström’e göre en kritik 10 yılın içindeyiz çünkü enerji yatırımlarının hayat döngüsü 10 yılda bir tamamlanıyor ve bu konuda yürütülen politikalara bağlı olarak gerçekleşecek fazladan yarım derece ısınma dahi kuraklıklar, seller, aşırı yüksek sıcaklıklarla sonuçlanabilir. Raporun sonuçlarına göre bu felaketten kaçınmak için acilen daha önce görülmemiş keskinlikte önlemler alınması gerekiyor. Raporun ortaya koyduğu başlıca sonuçlar ve öneriler şöyle,

• Dünya sanayi öncesi döneme göre bugün 1°C daha sıcak ve ısınma hızı bu seviyede kalırsa 2030-2052 arasında 1.5°C’ye ulaşacak. Yüzyılın sonunda ise 3°C’ye kadar ilerleyecek.

1.5°C’lik ısınmanın Amerika, Çin, Endonezya ve Japonya’nın da içinde bulunduğu ülkelerin kıyılarında su seviyesinin yükselmesinden dolayı zorunlu nüfus tahliyesine sebep olacağı; 2.0°C’lik artışın ise tropiklerdeki insan nüfusunun tamamının tahliye edilmesini ve bazı ülkelerin milli sınırlarında değişiklikler yapılmasını zorunlu kılacağı belirtiliyor.

• Isınmayı 1.5°C ile sınırlama hedefi için alınması gereken önlemler ertelenirse küresel ısınmanın sonuçlarından bazıları geri dönülemez hale gelecek.

Mercan resiflerinin tamamen kaybolması, geri dönülemez sonuçlara örnek gösteriliyor. Hükümetler için önlemlerin ertelenmesini cazip hale getiren faktör kısa sürede hızlı ve kesin değişiklikler yapmaya isteksiz olmaları.

• İklim değişikliğinin öngörülen maliyeti ise şöyle:
1.5°C’lik ısınmanın sonuçları 54 trilyon dolar ve 2.0°C’lik ısınmanın sonuçları 69 trilyon dolar.

İklim değişikliğini yavaşlatmak amacıyla herkesin bireysel olarak yapabileceklerinin başında tüketimi azaltmak, geri dönüşüme katkı sağlamak, ulaşımda bisiklet ve toplu taşıma kullanımını arttırmak geliyor. İş dünyasının da bu dönüşümde önemli bir rolü var. Konu ile ilgili olarak Birleşik Krallık Yeşil Bina Konseyi Başkanı başkanı Julie Hirigoyen, “İş dünyası liderleri, gelecek nesillerin devamlılığını sağlayacak düşük/sıfır karbonlu bir ekonomiye geçiş için cesur adımlar atmalı.” dedi. Oldukça etkili ve önemli olan bir başka nokta ise toplumların politikacıları inisiyatif almak üzere yönlendirecek kolektif aksiyonlar alması. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi eski genel sekreteri Christiana Figueres’in sözlerine göre, raporun sunduğu veriler açıkça hiçbir politikacının sorumlu tutulmak istemeyeceği bir geleceği işaret ediyor.

SHARE: