Menu

WE TALK

3 July

Biyoçeşitliliğin iş dünyası için önemi

Biyoçeşitlilik kaybını durdurmak artık küresel bir öncelik. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çatısı altındaki 14. ve 15. hedefler tüm hükümetleri, özel sektörü ve dünya vatandaşlarını, karadaki ve okyanuslardaki hayatı korumaya davet ediyor. 14. Küresel Hedef, katı atıklardan kaynaklanan deniz kirliliğinin önlenmesi ve azaltılması, deniz kıyı ve ekosistemlerinin sürdürülebilir şekilde yönetilmesi gibi konulara odaklanırken 15. Hedef ise sürdürülebilir orman yönetimi, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve tahrip olmuş ekosistemin restorasyonuna dikkat çekiyor.

Tüm özel sektörün faaliyetleri ve küresel tedarik zinciri için biyoçeşitliliğe ihtiyaç duyduğunu düşünürsek, iş dünyasının başarısında biyoçeşitliliğin önemli bir rol oynadığı söylenilebilir. Biyoçeşitlilik, kısaca yeryüzündeki yaşamın çeşitliliği anlamına gelse de, ekosistemlerin sağlıklı, işlevsel ve üretken olma durumunu temsil ediyor. Örneğin, tarımsal üretimde fazla ve bilinçsiz böcek ilacı kullanımından kaynaklanan toplu arı ölümleri ve populasyondaki çarpıcı azalma, doğada polen taşıyıcı olan arıların sağladığı hizmeti sonlandırıp, gelecekte bazı bitki türlerinin yok olmasına, soframızdan ve doğadan eksilmesine neden olabilir.



Son zamanlarda doğal kaynaklara ulaşmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Bu da iş dünyası ve biyoçeşitlilik arasındaki ilişkiyi giderek daha kritik bir hale getiriyor. Gıda, iplik ve yakıt üretimiyle birlikte topraktaki döngüler ve besin döngüsü biyoçeşitliliğe bağımlı ve bu durum tarım, ormancılık, enerji gibi endüstriyel sektörlerin ekosistem hizmetleri olmadan üretim yapamayacağını gösteriyor. Diğer taraftan bu endüstriler, canlıların yaşam alanlarına zarar vererek, ormanları dönüştürerek çevreyi kirletebiliyor ve doğal kaynakları tehdit edebiliyor.

İş dünyasındaki iklim değişikliği ile bağlantılı riskler ise biyoçeşitlilik kaybı nedeniyle artıyor. Bu nedenle, iş dünyasının biyoçeşitliliğe olan etkisini ve bağımlılığını ölçmek ve buna değer biçmek riskleri ve imkanları görmemizi sağlayabilir, şirketlerin uzun vadede başarılı olmaları için karar mercilerine doğru bilgiyi sunabilir.

Bu doğrultuda, International Union for Conservation of Nature (IUCN), özel sektörle birlikte bir doğa koruma projesi gerçekleştirdi. Sri Lanka’da, Anantara oteller zinciri güney kıyı şeridindeki deniz kaplumbağalarını korumak için sürdürülebilir turizm kapsamında IUCN ile iş birliği yaptı. Sri Lanka projesi, 100 km kıyı şeridi boyunca deniz kaplumbağalarını ve yumurtlama alanlarını korumayı hedefliyor. Bu örnek, özel sektörün işletmelerini yaşatmak için doğal yaşam alanlarını ve biyoçeşitliliği koruma altına almanın öneminin farkına vardığına dair bir işaret niteliğinde.

Proje kapsamında, deniz kaplumbağalarının yaşam alanlarını restore etmek üzere bir biyoçeşitlilik araştırması ve otel çalışanlarının ve misafirlerin bilgilendirilmesi için toplumsal farkındalık çalışması gerçekleştirilecek. IUCN, Anantara Resorts ile yapılan bu gibi iş birliklerinin koruma hedefleri adına çok değerli olduğunu ve iş dünyasını sürdürülebilirlik gündemini bir üst seviyeye taşımaları konusunda desteklemek için daha çok iş birliği yapmayı amaçladıklarını belirtti.

Deniz Kaplumbağaları, deniz ekosisteminde önemli bir konuma sahip. Denizlerdeki besin zincirinde hayati rol oynayan bu canlıların deniz analarıyla beslenen türleri ekosistemdeki dengeyi sağlıyor. Balık yumurtaları ve larvalarıyla beslenen deniz anası populasyonundaki artış, balık populasyonlarında ciddi oranda azalmaya neden olabiliyor. Bir başka tür ise, süngerleri avlayarak deniz ekosisteminde temel rol oynayan mercanların hayatta kalmalarına etki ediyor. Mercanların yok olması denizlerdeki besin döngüsünü ciddi oranda etkileyerek deniz ekosistemindeki tüm canlıların varlığını tehdit ediyor.

Türkiye sularında da bulunan ve her sene yumurtlamak için Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına gelen Caretta caretta (İri baş) ise kabuklu canlıları avlayarak denizlerdeki besin döngüsüne önemli bir katkı sağlıyor. Son zamanlarda iklim değişikliği, aşırı avlanma ve kirlilik nedeniyle sayılarında kritik bir azalma olduğu ve bu durumun denizlerdeki dengeyi tehdit ettiği biliniyor.

SHARE: