Menu TR

S360Mag

2 April

Asya’da su (krizi) dalgaları içinden koronavirüs

Bu haberi 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Koronavirüs pandemisi suyun hayatımızdaki vazgeçilmez yerini bizlere bir kez daha hatırlatırken temiz su ve sağlık arasındaki bağlantı daha da ön plana çıkıyor.

İyi hijyenin (su ve sabun) virüsten korunmada ve yayılmasını engellemedeki kritik öneminin gündemde olduğu bu günlerde, gelişmekte olan ülkelerdeki hanehalklarının dörtte üçü suya ve sabuna erişemiyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından (SKA) herkes için temiz suya erişimin sağlanmasını hedefleyen 6. Temiz Su ve Sıhhi Koşullar’a ulaşmak için on yıldan az bir zaman kaldı. Ancak 2,2 milyar insan hala güvenilir içme su hizmetlerine erişemiyor.

Suyun ve sağlığın önemini daha derinden kavradığımız bu zamanlarda 22 Mart Dünya Su Günü için şiddetli su krizi yaşanan Asya ülkelerinde suya erişimin sağlanması için neler yapıldığını ve suya erişimin koronavirüsle olan bağlantısını derledik.

Asya’da neler oluyor?

Hızlı nüfus artışı, endüstriyel kalkınma ve kentleşme nedeniyle özellikle Asya’da şiddetlenen su krizi, dünyanın en büyük ve en kalabalık kıtasını ciddi bir su kıtlığı tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

Bununla birlikte, iklim değişikliği ve artan nüfus nedeniyle 2050 yılına kadar Asya’daki bölgelerin %74-86’sında su kıtlığının artması ve kıta nüfusunun yaklaşık %40’ının ciddi bir su kıtlığıyla karşı karşıya kalması bekleniyor.

4.5 milyar insana ev sahipliği yapan Asya kıtasında küresel su tedariğinin %65’i kullanılıyor. Tarım faaliyetleri suyun en fazla kullanıldığı alanı oluştururken endüstriyel ve kentsel su kullanımı bunu takip ediyor.

Hindistan

Hindistan dünyanın en fazla su sıkıntısı çeken 13. ülkesi ancak su kıtlığından en çok etkilenen diğer 16 ülkenin toplam nüfusunun üç katından fazlasına ev sahipliği yapıyor.

Ülke çapında 600 milyon insan “aşırı yüksek” su stresiyle karşı karşıya iken her yıl yüzey ve yeraltı suyu arzının yüzde 80’inden fazlası çekiliyor. Arz ve talep arasındaki bu fark ülkeyi kuraklık ve artan su çekilmesi gibi dalgalanmalara karşı savunmasız bırakıyor. İklim değişikliği ve artan nüfus ise bu etkiyi daha kritik bir duruma getiriyor.

Hindistan Hükümeti düşünce kuruluşu Niyi Aayog tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre 2020 yılında 21 şehirde yeraltı suyunun tükeneceği öngörülüyor.

Su krizinin ciddiyeti göz önüne alınarak herkesin temiz suya erişiminin sağlanmasına öncelik vermek için Su Kaynakları (Jal Shakti) Bakanlığı 2019 yılında kuruldu. Bu yeni bakanlık, eski Su Kaynakları ve İçme Suyu ve Sanitasyon bakanlıklarını birleştiriyor ve suyla ilgili tüm çalışmalardan sorumlu.

Pakistan

Dünyanın herhangi bir bölgesinden daha fazla buzula sahip olmasına rağmen Pakistan dünyada en çok su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında 14. sırada geliyor.

Pakistan Su Kaynakları Araştırma Konseyi (The Pakistan Council Research in Water Resources) 2025 yılına kadar ülkenin suyunun tükenebileceği uyarısında bulunuyor.

Kışın karla kaplı alanların ve yağışların azalmasına yol açan iklim değişikliği etkilerine ek olarak hızlı nüfus artışı, eski altyapı sistemleri ve yetersiz su yönetimi su varlıklarının aşırı kullanımını tetikliyor ve su krizini kritik boyutlara taşıyor.

Pakistan’ın can damarı İndus Nehri de yıllardır süren politik tehdit altında. Nehir Hindistan’dan ve tartışmalı bölge Keşmir’den Pakistan’a akıyor ve nehrin kullanımı 1960 İndus Suları Anlaşması uyarınca yıllar önce düzenlenmişken bugün anlaşmazlıklar devam ediyor.

Hindistan, İndus Vadisi’ne su akışını değiştirecek ve Pakistan’ın ana su kaynağını etkileyecek yeni barajlar inşa etmeyi planlıyor. Tüm bu faktörler ileride Pakistan için daha büyük su sorunları yaratıyor.

Anlaşmazlıklar nedeniyle on yıldan fazla süredir ertelenen Ulusal Su Planının 2018 yılında kabul edilmesi ülkenin su geleceği için bir dönüm noktasını oluşturuyor. Plan, federal ve eyalet hükümetlerinin çeşitli meseleleri ele alabilmeleri için bir çerçeve de dahil olmak üzere azalan su kaynaklarını yönetmek için çok sayıda çözüm sunuyor. Ancak diğer yandan belirsiz ve çelişkili ifadelerin ilerlemeyi zedeleyebileceği ve su krizinin geleceğinin nihayetinde Hindistan ve Pakistan hükümetleri arasındaki iş birliğinde yattığı da vurgulanıyor.

Çin

Suyun yüzde 80’inin ülkenin güneyinde yoğunlaştığı Çin’de su krizi daha çok sanayi ve tarımın yoğunlaştığı kuzey bölgesinde hissediliyor.

Son yıllarda hükümet su kıtlığını azaltmak için daha fazla tedbir alıyor. Bunların arasında Çin’in en uzun nehri Yangtze Nehri’nden ülkenin kuzeyini beslemek için su alınmasını tasarlayan mega su transferi projesi de var.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping bu seneki konuşmasında Çin’de bir başka büyük nehir olan Sarı Nehir’in ülkenin sürdürülebilir kalkınması için olan önemini yineledi. Geçen yıl Jinping, nehrin ekolojik olarak daha fazla korunması ve yüksek kaliteli gelişiminin sağlanmasını önemli bir ulusal strateji olarak belirlemişti. Bu strateji, nehirdeki su kaynaklarının daha verimli kullanımını ve rasyonel bir nüfus planlamasıyla beraber aşırı su talebini kararlı bir şekilde azaltmak için kentsel ve endüstriyel kalkınmayı içeriyor.

Bunların yanı sıra, kirliliği önlemek için ülke genelindeki her nehir yoluna “nehir şefi” ya da “göl şefi” olarak da bilinen görevliler atandı.

2018 yılında nehrin su kalitesinin yüzde 5,2 oranında iyileştiği görülürken uzmanlar suyun aşırı kullanımının ciddi çevresel bozulmaya ve su kıtlığına yol açtığını belirterek daha fazlasının yapılması gerektiğini savunuyorlar.

Endonezya

Endonezya daha önce iddialı bir şekilde 2019 yılına kadar herkesin suya ve hijyenik koşullara erişiminin sağlanması hedefini belirlemişti, ancak bugün 28 milyon Endonezyalı hala güvenli suya erişemiyor.

Adalarının coğrafi dağılımı nedeniyle suyu bol olan adalardan ihtiyacı olan adalara suyu dağıtmak zorlu bir görev yaratıyor.

Ülkedeki su kıtlığı en büyük sorunu Endonezya'nın en kalabalık adası Java'da yaratıyor. Java, nüfusun yüzde 60'ından fazlasına ev sahipliği yapıyor fakat ülkenin su arzının sadece yüzde 10'una sahip.

Artan kentleşme, çevresel bozulma ve tarım daha fazla akışa sebep oluyor. Bu da yağışlı mevsimde suyun çoğunun gelecekte kullanılmak üzere depolanmak yerine nehirlere aktığı ve sellere neden olduğu anlamına geliyor.

2018 yılında Dünya Bankası, ülkedeki 6 milyon kişiye su temini ve hijyenik koşullarınsanitasyonun sağlanmasını amaçlayan Ulusal Kent Su Arzı Projesi için 100 milyon dolarlık krediyi onayladı. Proje, yetersiz hizmet veren su hizmeti sağlayıcılarının performanslarının iyileştirilmesini kapsıyor.

Suya Erişim ve Koronavirüs

22 Mart’ta yayımlanan Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Su Gelişim raporu, su altyapısının kritik önemine rağmen yetersiz fonlandığına dikkat çekiyor.

Gelişmekte olan ülkelerdeki sağlık tesislerinin üçte biri bulundukları bölgede temiz suya erişemiyor. Bununla beraber, onlarca yıldır yetersiz fonlanan su alt yapısı birçok ülkeyi koronavirüs krizine karşı daha büyük bir risk altına sokuyor.

Raporun baş editörü Richard Connor, temiz su ve sanitasyonun ekonomik faydaları yeterince vurgulanmadığı için harcama ve yatırım konularında suyun göz ardı edildiğini belirtirken koronavirüs krizinin bu hataları gün yüzüne çıkartmak için bir fırsat yarattığını vurguluyor.

Connor, su ve sanitasyondaki yatırım eksikliği nedenlerinden birinin bu hizmetlerin enerji alanında olduğu gibi ekonomik bir meseleden ziyade çoğunlukla sosyal ve çevresel bir mesele olarak algılanması olduğunu da ekliyor.

“Ancak Covid-19 gibi bir salgının ekonomik maliyetleri hem ulusal ekonomiler ve borsalar açısından hem de hane geliri açısından çok büyük. Suyun ve sanitasyonun ekonomik öneminin farkına varmak daha fazla yatırım için nedenler yaratmalı.”

Su ve sanitasyonun ihmal edilmesinin bir başka nedeni insanların evlerine gelen suyun bedelini ödemeye çoğunlukla istekliyken sonrasında bu suyun taşınması ve işlem görmesi için olmamaları. Connor bunun için “Sifon çekildiğinde kayboluyor ve başka birinin sorunu haline dönüşüyor,” diyor.

“İlk olarak, atık suların arıtılması kaynak suyun arıtılmasından birkaç kat daha pahalı. Dolayısıyla kullanıcılar tarafından ödeme yapmaya istekli olunmadığında bu faturaların üstesinden gelmek hükümetlere düşüyor. Fakat hükümetler daha çok çevresel bir mesele olarak ele alınan atık suyun işlenmesinin ekonomik değerini tanımadıklarından bu tür harcamaların arkasındaki politik istek düşük.”

Ancak su ve hijyenik koşullara erişimin iyileştirilmesi koronavirüs krizinin aşılmasına fayda sağlamanın da ötesinde büyük yararlar sağlıyor. Daha büyük makroekonomik faydalar göz önüne alındığında su ve sanitasyon yatırımlarının geri dönüşü yüksek olabilir: İyileştirilmiş sanitasyon için küresel ortalama fayda-maliyet oranı 5.5 olarak, içme suyu için ise 2.0 olarak hesaplanıyor. Yani, suyun yeniden kullanım için iyileştirilmesinin geri dönüşü içme suyunda daha yüksek!

Dünya genelinde son on yılda temiz enerji ve düşük karbon teknolojisi yoluyla sera gazı salımlarının azaltılmasına trilyonlarca yatırım yapılırken su tedariğine çok az kaynak ayrılıyor. Bu yılki BM su raporu, su projelerinin bir yandan temiz suya erişimi iyileştirmek ve diğer yandan sera gazı emisyonlarını azaltmak için kullanılma fırsatlarının kaçırıldığını vurguluyor.

Kanalizasyon arıtma bu durum için açıklayıcı bir örnek oluşturuyor: Atık su, küresel sera gazı salımlarının yüzde 3 ile 7’sine neden oluyor. Bu miktar uçmanın getirdiği etkiden fazla. Kanalizasyon arıtma sürecinde metanın tutularak doğal gaz yerine kullanılması atık suyu bir karbon kaynağından temiz bir enerji kaynağına dönüştürebiliyor.

Suyu daha verimli kullanmak ve aynı zamanda atmosferdeki karbonu azaltmak için tarım yöntemleri de kullanılabiliyor. Toprak daha iyi yönetildiğinde daha fazla organik madde, daha fazla karbon ve daha çok su tutuyor – böylelikle sera gazlarını hapsetmesinin yanı sıra toprak da daha verimli hale geliyor.

Bu durum suya yatırımı üç yönden de kazançlı kılıyor: insanların hayatlarını iyileştirmek, ekonomik büyüme sağlamak ve karbonun azaltılmasına yardımcı olmak.

Ancak gelişmekte olan ülkelere yönelik yüzlerce milyarlık iklim finansmanının sadece %1’inden az bir kısmını su içeren projeler oluşturuyor.

Unesco Genel Direktörü Audrey Azoulay, suyun bir sorun olması gerekmez – [iklim değişikliğine] çözümün bir parçası olabilir, diyor.

SHARE: